Türkiye'de çocuk olmak - İlerici Kadınlar Derneği

23 Nisan çocuk bayramını kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde İlerici Kadınlar Derneği olarak Türkiye’de çocukların yaşam koşullarını irdelemeye çalıştık. Karşılaştığımız tablo son derece karanlık. Son günlerde artarak gündeme gelen çocuk istismarları, çocuk yaşta evliliklerin yüksek oranlarda seyretmesi, çocuk işçiliği ve iş cinayetlerine kurban giden çocuklar bu ülkenin gerçeği olmaya devam ediyor. Öte yandan mülteci konumuna düşen yüz binlerce çocuk her türlü istismara açık.

İktidar bu sorunlara çözüm üretmek yerine kendi ideolojisi uğruna dindar ve kindar nesil yetiştirme hevesiyle çocuklarımızı  sevgi evleri, yuva, kurs, yurt, misafirhane,  sübyan mektebi  adı altında tarikatların, cemaatlerin insafına terk etmektedir.

İşte rakamlarla Türkiye’de çocuk gerçeği!

Çocuk işçiler gerçeği;

Çocuk işçiliği, insani gelişim açısından ciddi bir sorun olarak görülmektedir. İstatistikler çalışan çocukların önemli oranda eğitim hakkının da ortaya koymaktadır. Dünya’da her 5 çocuktan biri çalışmak zorunda bırakılırken, bu çocuklar sağlıklı bir çevreden ve temel özgürlüklerden de mahrum kalmakta, fiziksel, sosyal, kültürel, duygusal ve eğitsel gelişime zarar veren koşullarda çalıştırılmaktadır.

Bu süreçte çocuk işçiler ücretsiz işçi ya da ucuz işgücü olarak en çok sömürülen kesimi oluşturmaya devam etmektedir.

4çocuk

Türkiye’de bugün birçok çocuk ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor. Resmi rakamlar da bunu açıkça gösteriyor: TÜİK’in hazırlamış olduğu Çocuk 2014 Bülteni’nde istatistiklere göre, Türkiye nüfusunun 22 milyon 838 bin 482’si çocuk nüfusudur. Çocuk nüfusunun Türkiye nüfusuna oranı ise yüzde 29,4’tür.

Yine TÜİK’in yapmış olduğu Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarına göre, 2012 yılında çocuk işçi sayısı 893 bindir, çocuk işçilerin toplam çocuk nüfus içerisindeki oranı yüzde 5,9’dur.

2012 yılında 5,9 olan çocuk işçi oranı 2006’da da aynı çıkmış. Bu da geçen altı yıllık süre içerisinde değişen hiçbir şeyin olmadığını göstermektedir. Hatta 1994 yılından 2006 yılına kadar, çocuk işçi oranında kayda değer bir gerileme varken, 2006 yılında 830 bin olan çocuk işçi sayısı, 2012 yılında 893 bine yükselmiştir.

En kötüsü, bu yükselişe, tam da gelişim çağlarında olan, sokakta oyun oynaması gereken 6- 14 yaş arası çocukların istihdamında yüzde 2,4’lük bir artışın etki etmesidir.

Ev içinde çalışan çocuklar

Ev içinde, karşılığı olmadan, emeği görülmeden çalışan çocuklar, toplam çocuk sayısının yüzde 49,2’sini oluşturuyor.

Ev içinde yapılan işler kapsamında, yemek pişirme, çamaşır yıkama, ütü yapma, küçük kardeşlere veya evde  bulunan hasta fertlere bakma, evi temizleme, hanede bulunan eşyaları onarma vb. işler şeklinde tanımlanmaktadır.

Bu işleri erkek çocuklarından daha çok kız çocuklarının yaptığı görülmektedir. Ev işlerinde faaliyette bulunan erkek çocukların sayısı 2012 yılında 3 milyon 244 bin iken kız çocuklarının sayısı 4 milyon 261 bindir.

Çocuk işçiler ağır işlerde çalışmaktadır;

Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 71. Maddesine göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasak. Ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenler okullarının devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabiliyor. Ancak veriler çocuk işçiliğinde artışın 6-14 yaş arasında olduğunu ve ağır işlerde çalıştıklarını ortaya koymaktadır.

Dünya genelinde çocuk işçilerin % 60’ı yani 129 milyonu tarım sektöründedir. Tarım sektörü meslek hastalıkları ve iş kazaları açısından en tehlikeli sektörlerden biridir.

Türkiye 2012 verilerine göre 2006 yılından bu yana çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin en yaygın olduğu ücretsiz aile işçisi çocuk işçilerin, toplam çocuk işçiler içerisindeki oranı % 41’den % 46’ya, sayısı ise 362 binden 413 bine yükselmiştir. Yine aynı kapsamda değerlendirilen tarım sektöründe çalışan çocukların sayısı da 73 bin kişi artış göstererek 326 binden 399 bine,  toplam çocuk işçilere oran ise % 37’den % 45’e ulaşmıştır.

Okula devam ederken çalışan çocukların sayısı 2006-2012 yılları arasında % 64 oranında artarak, 272 binden 445 bine yükselmiş durumda. Okuyan çocukların 2006 yılında % 2’si ekonomik bir faaliyette çalışırken 2012 yılında bu oran % 3’e ulaşmıştır.

Çocuk işçiliğinin nedenleri yoksulluk, göç ve eğitim olanaklarından mahrumiyet olarak tespit edilmiştir. Türkiye nüfusunun yüzde 15’i  yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır

Hane halkı büyüklüğü arttıkça yoksulluk da artmaktadır. TÜİK’in hazırlamış olduğu İstatistiklerle Çocuk 2014 verilerine göre, yoksul fertlerin yüzde 44,3’ünü çocuklar oluşturmaktadır.

Bölgesel çapta incelendiğinde, çocuk nüfusunun yüzde 43 ile en yoğun olduğu bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir. Bu bölgede yoksul fertler içinde çocukların oranı yüzde 55,8’dir.

6-17 yaş grubundaki çalışan çocuklar içerisinde okula devam eden çocuklar için %39,3’ü hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak yüzde 24’ü hane halkı gelirine katkıda bulunmak için çalışmaktadır. Okula devam etmeyen çocuklarda ise hane halkı gelirine katkıda bulunmak için çalışanların oranı % 58,7 seviyesindedir. Okula devam etmeyen ve hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak için çalışan çocukların oranı ise % 18,1’dir. Toplamda çocukların yarısından çoğu ekonomik nedenlerle çalışmaktadır .

Türkiye genelinde ekonomik işlerde çalışan çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süreleri son derece yüksektir. 6-17 yaş grubundaki çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 40 saatti bulurken, bu süre 15-17 yaş grubundaki çocuklar için 45,8 saattir (ortalama haftalık fiili çalışma süresi 6-14 yaş grubundaki çocuklar için 28 saattir). Erkek çocuklar haftada ortalama 43,2 saat çalışırken, kız çocuklar 33 saat çalışmaktadır.

Ancak en trajik süreler okula devam etmeyen çocuklar için görülmektedir. Haftalık ortalama fiili çalışma süresi okula devam etmeyen çocuklar için haftalık 54,3 saat ile Türkiye ortalamasının üstündedir (TÜİK 2013, s.23) .

Ücretli, yevmiyeli veya kendi hesabına çalışan çocukların yüzde 52’si 2012 yılında aylık 400 TL’lik bir gelirle çalışmak zorunda kalmıştır (TÜİK 2013, s.41).

Ücretli ya da yevmiyeli olarak çalışan çocukların,% 3,4’ü sakatlanma ve yaralanma yaşamıştır

% 34’ü aşırı yorulmaktadır, 3’te birine işyerinde yemek verilmemektedir,% 36’sının haftalık izni yok, yıllık ücretli izin % 89 için yoktur.

Mesleki eğitim için çalışanların oranı %21,7 seviyesindedir (TÜİK 2013, s.60).

İş Cinayetleri Çocukları da Öldürüyor;

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre 2013 yılında yaşamını yitiren 1235 işçinin 59’u çocuk işçidir (18’i 14 yaş ve altı, 41’i 15-17 yaş arası). 2014 yılında bu sayı 54 olarak görülmektedir (19’u 14 yaş ve altı, 35’i 15-17 yaş arası). 2014 yılı için her 100 iş cinayetinden üçü çocuk işçileri bulmuştur. Yani can veren her 30 işçiden yaklaşık birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir. 2015 yılında en az 63 çocuk işçi hayatını kaybetmiştir(18’i 14 yaş altı, 45’i 15-17 yaş arası) (İSİG 2014, İSİG 2015).

Çocuk işçi ölümlerinin genel işçi ölümlerine oranı 2013 yılında yüzde 5,4; 2014 yılında yüzde 3,4 ve 2015 yılında 3,6 oldu.

Son üç yılda iş cinayetlerinde yaşamını yitiren 176 çocuk işçinin 92’si tarım, 20’si inşaat, 14’ü ticaret/eğitim, 11’i metal, 6’sı gıda, 6’sı tekstil, 5’i konaklama/eğlence, 5’i taşımacılık, 5’i genel işler, 3’ü kimya, 2’si çimento, 1’i maden, 1’i iletişim, 1’i metal ve 1’i sağlık işkolunda çalışıyordu; 3 çocuğun ise işkolu tespit edilemedi.

Bütün bu tablo çocukların düşük ücretlerle ve kötü çalışma koşulları altında çalıştırıldığını ortaya koymaktadır

Çocuk Evlilikleri

Geçtiğimiz günlerde bir soru önergesine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın verdiği yanıt çocuk evliliklerini gözler önüne sermiştir. Bakanın Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine dayanarak 2010-2015 yıllarına ait çocuk evlilikleri hakkında verdiği bilgide, evlendirilen çocuk sayısı 2010’da 45 bin 738, 2011’de 42 bin 700, 2012’de 40 bin 428, 2013’te 37 bin 481, 2014’te 34 bin 629, 2015’te 31 bin 337 olduğunu belirtti.

2013 verilerine göre Türkiye’deki resmi evliliklerin beşte birinde 18 yaşın altındaki kızlar evlendiriliyor. Türkiye’deki çocuk evlilik sorunu diğer ülkelere göre daha fazladır.

Medeni Kanun’un 124. Maddesine göre erkek ve kadın 17 yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple 16 yaşını doldurmuş olan erkek ve kadının evlenmesine izin verebilir. Bu karardan önce anne, baba veya vasi dinlenir.

Ülkemizde 2012 yılında yapılan toplam resmi evlenmeler içinde 16-17 yaşında, evlenen kız çocuklarının oranı %6,7 olup, sayıları 40 428’dir.

2012 verilerine göre doğum yapan çocuk anne sayısı 22 369’dur. Doğum yapan kadınlar içerisinde bu oran %1,7 dir.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, dünyada çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan ülkeler sıralamasında, ilk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor.

Türkiye ise Avrupa ülkeleri olarak değerlendirilen ülkeler arasında erken evlilik oranı yüzde 17 olan Gürcistan’ın ardından yüzde 14 oranıyla ikinci sırada görülüyor.

USAK tarafından yapılan ve Türkiye ile diğer ülkelerde erken evliliklerle ilgili yapılan araştırma sonuçlarına yer verilen ”Evlilik Mi? Evcilik Mi? Erken ve Zorla Evlilikler: Çocuk Gelinler” raporuna göre gelişmekte olan ülkelerde her yıl 10-12 milyon kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği, Türkiye özelinde ise her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığı” belirtildi.

Türkiye’de 18 yaş altı evlilik yapan erkeklerin oranı yüzde 6,9 iken, bu rakam kadınlarda yüzde 31,7 olarak görülüyor. Bu evliliklerin yüzde 16,9’unun kentte, yüzde 24,6’sının da kırda gerçekleşiyor, TÜİK verilerine göre de evli kız çocuğu sayısının evli erkek çocuğu sayısına oranla 14 kat daha fazla.

Türkiye’de 18 yaşın altında evliliklerin yaklaşık yarısı okur-yazar olmayan, yüzde 31,7’sinin ise okur-yazar olan fakat hiç okula gitmeyen çocuklar oluşturuyor.

Çocuk evlilikleri dünyanın her yerinde görülen küresel bir sorun. Bu evlilikler bir yerde kız çocuklarının kendilerinden dört-beş yaş büyük erkeklerle evlendirilmesi şeklinde görülürken, başka yerlerde koca, genç bir erkek, orta yaşlı bir dul ya da kaçırdığı kız çocuğuna tecavüz ettikten sonra kendisinde onun eşi olma hakkını bulan biri olabiliyor. Evliliklerin bazıları ise sadece ticari alış veriş mantığıyla gerçekleştiriliyor. On yaşındaki bir gelin karşılığında silinen borç ya da ortadan kaldırılan kan davası gibi.

Sokakta Yaşamaya İtilen Çocuklar

Türkiye’de en az 42.000 çocuğun sokaklarda yaşadığı ya da çalıştığı tahmin edilmektedir; ancak gayri resmi rakamlar 80.000’e kadar çıkmaktadır. Bu çocukların büyük çoğunluğu, çok az belediyenin sağlayabildiği daha iyi yaşam standartları arayışı içinde şehirlere akın eden ve sosyal olarak sınırlılıkları olan göç etmiş ailelerden gelmektedir.

Bu çocukların sayılarının artması ailelerin artan yoksulluğunun etkilerine en görülür tepkidir. Bu çocukların birçoğu okula düzensiz gitmekte ve öncelik olarak sokaklarda çalışmaktalar; eğitimleri de kaçınılmaz olarak ikinci sırayı almaktadır. Sokaklar hayatlarının büyük bir parçası olsa da bu çocukların çoğu hala aileleriyle yaşamaktadır .

Sokakta yaşamaya itilen çocukların nispeten küçük bir bölümü ise ev ve aileleriyle daha zayıf bağlara sahiptir. Yoksulluk ve sosyal dışlanma yaşayan ailelerin genelinde aile içi güvensizlik ve çatışma görülüyor. Bu ortam yüzünden yıpranan çocuklar evleri, aileleri ve eğitim sistemi ile bağlarını kısa zamanda koparmaktadır.

Birçok şehirde sokakta yaşayan ve/veya çalışan çocuklara sunulan hizmetler, çocukların madde bağımlılığından kurtarılması, çocukların ailelerine geri döndürülmesi ya da ailelerin çocuklarını sokakta çalıştırmaktan vazgeçmesinin sağlanması ve geçici barınma imkanlarının sağlanmasına odaklanmıştır. Bazı durumlarda, bu rolü sivil toplum kuruluşları ve belediyeler üstlenmektedir. Araştırmalar, sokakta çalışma yaşının 7 ile 11 arasında olduğunu, sokakta çalışan ya da yaşayan çocukların yüzde 95’inin ise erkek olduğunu gösteriyor. TBMM’de kurulan kayıp ve mağdur çocuklarla ilgili araştırma komisyonunun geçen yılki raporuna göre ise ülkemizde haber alınamayan çocuk sayısı 2 binleri geçmiş durumda.

Ülkemizde 0-6 yaş arası 300’e yakın çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor, yaş ortalaması ağırlıklı olarak 14-18 yaş olan 2 bin 300 çocuk ise çeşitli suçlardan cezaevinde bulunuyor.

Çocuk istismarı gerçeği;

Türkiye’de 2014 yılında 11 bin 95 çocuk cinsel saldırıya maruz kaldı. Cinsel saldırıya maruz kalan çocukların yüzde 18,5’ini ise 11 yaş ve altındakiler oluşturdu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara” ait verilere göre, Türkiye’de 2014 yılında bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. Cinsel suçlara maruz kalan çocukların yüzde 57,6’sını 15-17 yaş grubu, yüzde 23,9’unu 12-14 yaş grubu, yüzde 18,5’ini ise 11 yaş ve altındakiler oluşturdu. Bu veriler elbette ki istatistiklere yansıyanlar. Çocuk istismarının çoğu zaman örtbas edildiği ya da gizli kaldığı ise biliniyor.

Çocuk istismarına ilişkin ECPAT’ın hazırladığı rapora göre Türkiye’nin çocukların fuhuşa sürüklenmesine dair yasal düzenlemeler olmasına rağmen bunların uygulanmasında sıkıntılar var. Çocukların fuhuşa sürüklenmesinin nedenleri arasında doğrudan aileleri tarafından zorlanmaları, seks tüccarlarına satılmaları ve sahte vaatlerle kandırılmaları yer alıyor.

Aynı rapora göre, Türkiyeli çocukların satıldığı ortaya konuyor. Çocukların en fazla satıldığı ülkelerin başında Almanya geliyor. Almanya’da Türk çocuklarını satan güçlü çeteler ve ağlar bulunuyor. Türkiye’de evsiz çocuklar çocuk pornosu için kullanılmaktadır. Türkiye çocuk pornografisine karşı imzalanan Avrupa Konseyi Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi’ni imzalamış olsa da yasalarını bu sözleşmeye uygun şekilde güncellemedi.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bugüne kadar çocuk pornolarında tespit ettiği Türkiyeli çocuk sayısı 36 binin üzerinde. Kurum’un verilerine göre bu çocukların yüzde 42’si 7 yaşın, yüzde 77’si ise 9 yaşın altında çocuklar.

Mülteci çocuklar gerçeği;

Suriyeli göçmen kız çocukları para karşılığında kamu görevlileri dahil sınır bölgelerinde satılmakta, fuhuş yaptırılmaktadır. Güneydoğu illerinde 15 yaşındaki çocukların para karşılığında kuma olarak satıldığı haberlere yansımıştır. BM’nin araştırmasına göre Türkiye’deki Suriyeli çocukların yüzde 5’i evlendirilmiş durumda. Raporda kamplara dair korkunç ifadeler bunlarla sınırlı değil: “Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinden zengin yaşlı erkekler, Suriye krizinden faydalanarak kamplardaki ergen kızları satın alıyor. Bu ticareti sağlayan “çöpçatanlar”, kendilerine verilen siparişlere uygun kızlar bularak onları alıcılara ulaştırıyor.”12-16 yaş arasındaki kızlara ‘fıstık’, 17-20 arasındakilere ‘kiraz’, 20-22 arasındakilere ‘elma’, daha büyüklere ise ‘karpuz’ diyorlar.”Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen sığınmacılar, istismara en çok maruz kalan kesimlerin başında geliyor. Raporda “Türk erkekleri sığınmacıların maddi zorluklarından faydalanarak Suriyeli çocuklarla para karşılığı birlikte oluyor veya ‘başlık parası’yla çocukları eş olarak satın alıyor. Çocukların önemli bir kısmı ikinci, üçüncü eş olarak satın alınıyor ve resmi evlilik de gerçekleştirilmiyor. Kamplardaki durum da çok farklı değil. 13 yaşındaki kızlar bile dördüncü eş olarak satılıyor veya muta nikâhı kıldırılarak bir gecelik ilişki için satılıyor.

Türkiye, Küresel Kölelik Endeksi’nde modern köle sayısında Avrupa birincisi olarak yer alıyor. Endeksi hazırlayanlar, bunun nedeni olarak cinsel istismar amacıyla insan ticareti ve çocuk evlilikleri gösteriliyor.

 ÇOCUKLARIMIZ KİME EMANET EDİLİYOR

Türkiye’de vakıflar  gerçeği;

AKP iktidarı bilinçli bir politikayla devlete ait eğitim öğretim ve öğrencileri barındırma sorumluluğunu vakıf ve derneklere teslim etmiştir. Ensar Vakfı gibi AKP’lilerin savuna savuna bitap düştüğü bu vakıflar iddia edildiği gibi kamu yararına işler yapan hayırsever kurumlar değildir. Ensar’ın bu kadar “hayırsever” oluşu devletin Milli Eğitim Bakanlığına ait ödevlerin bilinçli şekilde Ensar gibi TÜRGEV gibi vakıflara teslim edilmesinden ileri gelmektedir. Kindar ve dindar nesil yetiştirme anlayışıyla bilinçli olarak görevini yapmayan hükumet bugün çocukların denetimsiz ve dahası yasadışı vakıf evlerinde kalmasına alenen göz yummaktadır ve yaşanan her bir olayda sorumluluğu vardır.

Vakıf, her şeyden önce bir gelir kaynağıdır. Yurttaşların dini duygularını istismar ederek bağış adı altında toplanan paralar, siyasal İslamcılığın temel finansman kaynaklarından birini oluşturuyor. “Cami yaptırma derneklerinden, toplanan kurban derilerine, “himmet”lerden şirketlere uzanan genişlikte bir gelir elde etme mekanizmasının göbeğinde vakıf bulunuyor, para akışı vakıflar üzerinden sağlanıyor.

Vakıf, sadece finansal bir aygıt değil; aynı zamanda bir örgütlenme aracı.  Devletin bilinçli bir şekilde boşalttığı eğitim alanı, gerici vakıflar tarafından okullar, yurtlar, dershanelerle dolduruluyor. Çocuklarını okutmak isteyen yoksul aileler, kaçınılmaz olarak bu eğitim kurumlarına yöneliyor.

Vakıf mekanizması aracılığıyla, başta değerli arazilerin bedelsiz tahsisi olmak üzere, kamusal kaynaklar bu vakıflara aktarılıyor. Bunun dışında, büyük kamu ihalelerini almak isteyen sermaye gruplarının bu vakıflara bağış yapmaları gerekiyor. Toplanan paralarla “paralel” eğitim kurumları oluşturuluyor, yurtlar, dershaneler, okullar açılıyor. Bu okullar, zaten dinselleştirilmiş olan “milli eğitim” sisteminin içinde, ayrı bir dinsel eğitim sisteminin inşa edilmesi anlamına geliyor. Buradan yetiştirilecek nesillerin “rejimin teminatı” olması hedefleniyor.

Türkiye’de faaliyet gösteren 16 bin şahıs-vakıf kursu bulunuyor.

Camilerin dışında 2013-14 yılında 929’u doğrudan şahıs olmak üzere dernek ve vakıflara bağlı 16 bin 958 Kuran kursu var ki bu kurslar resmi kayıtlılar. Kayıtsız olanlarla birlikte bu sayı daha yüksek bulunuyor.

Cami dışındaki kurslara devam eden 1 milyon 164 bin 743 kursiyer bulunuyor.

Bu sayılar açıkça hemen her cemaat ve tarikatın çok sayıda Kuran kursu açtığını ve çok geniş bir kesime ulaştığını gösteriyor.

MEB ile protokol imzalayan vakıflar;

Milli Eğitim Bakanlığı, ideolojik yönelimleri doğrultusunda çalışmalar yapan bazı dini vakıflar ile çeşitli protokollere imza attı.  Su Vakfı, Ensar Vakfı, TÜRGEV, Birlik Vakfı, Hayrat Vakfı, Hizmet Vakfı bunlardan bazıları. Bu vakıfların kurucuları arasında AKP’li vekiller de bulunuyor, iktidar tarafından geniş olanaklar sağlanıyor, MEB ile yapılan anlaşmalar sayesinde vakıflar devlet okullarında rahatlıkla faaliyet sürdürüyor.

Dinsel referanslı eğitim temel eğitim metodu haline getiriliyor;

Vakıflar bünyesinde ve kurs adı altında çok erken yaşlardan itibaren çocuklar teokratik eğitim sistemine sokuluyor. 2015 yazı için 22 Haziran’da başlayan 21 Ağustos’a kadar devam eden yaz Kuran kurslarında toplam öğrenci sayısının 3 milyonun üzerinde olduğu ifade ediliyor.

Eğitim verilen gündüzlü bir kursta bir haftada 18 saat, yatılı kurslarda yatılı olarak eğitim gören öğrencilere haftada 30 saate kadar dini eğitim veriliyor.

Ayrıca ortaokulun 5. Sınıfından muafiyet ile bir yıl süreli hafızlık kursları bulunuyor ki, bu Kuran kurslarından daha denetimsiz ve çocukların eğitim ve gelişimi için çok daha sorunlu bulunuyor. Yaklaşık 9 yaşındaki çocuklar bir yıl çoğu yatılı olan tarikat yurtlarına alınıyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuran Eğitim ve Öğretimine Yönelik Kurslar ile Öğrenci Yurt ve Pansiyonları Yönetmeliği Madde 28 yatılı Kuran kurslarını Diyanetin yetki ve denetimine bırakıyor.

Yatılı Kuran kurslarının açılması ve denetiminin sıkı kurallara bağlı olduğu söylenemez. Ortaöğretim ve daha üst yaş seviyesindekiler için ayrı yurt şartı konsa da bunun sınırları açık bulunmuyor.

İlköğretimde 4-5 yaştan 14 yaşa kadar çok farklı gelişim düzeyindeki çocuklar bir arada barınabilmektedir.

Kadın öğretmenlerin, annelerin hemen hiç bulunmadığı yatılı erkek Kuran Kursları çeşitli tehdit ve riskleri barındırıyor buralarda yaşanan istismarların çok azının kamuoyuna yansıdığı kestirilebilir. Şahıslara ait kurslarda bunun takip ve denetimi çok daha güç bulunuyor.

Son dönemde basına yansıyan Ensar Vakfına ait karamandaki yurtlarda 45 çocuğa cinsel istismar haberleri ile bu vakıflar gündeme gelmiş, olay bir istisna olarak lanse edilmek istenmiştir. Sadece son dönemlerde basına yansıyan haberler tarandığında bu vakaların istisna olmadığı rahatlıkla görülecektir.

Çocuklarımız bu karanlık tabloya teslim edilemez, kaderine terk edilemez.  Çocukların her günü bayram gibi yaşayacakları bir dünyayı kurmalıyız.

KAYNAKÇA

Cumhuriyet Gazetesi arşiv (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=368588)

UNICEF 2001-2005 ÜPEP (Ülke Programı Eylem Planı)

http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/_cp43.html

http://www.siviltoplumakademisi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=824:turkiyede-960-bin-cocuk-isci-&catid=44:son-haberler&Itemid=118

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) 2011 Raporu

DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi TÜİK İstatistiklerle Çocuk 2014, Çocuk İşgücü Anketi 2012, Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi 2014

TUİK 2014 Çocuk Gelinlere İlişkin Raporu

(http://disk.org.tr/2015/04/disk-ar-turkiyede-cocuk-isciligi-gercegi-raporu-2015/)

ILO (2013) Marking progress against child labour – Global estimates and trends 2000-2012 / International Labour Office, International Programme on the Elimination of Child Labour (IPEC) – Geneva: ILO, 2013.

TÜİK ve ILO (2013) Çalışan Çocuklar 2012, Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu Matbaası, Ankara: TÜİK, Ağustos 2013.

İSİG (2014) 2013 Yılı İş Cinayetleri Raporu, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 13 Ocak 2014, www.guvencelicalisma.org, Erişim [14 Ocak 2014]

TÜİK (2012) Çocuk İşgücü İstatistikleri 1994,1999, 2006, 2012, Türkiye İstatistik Kurumu, www.tuik.gov.tr,

WB (2013) Labor participation rate, female (% of female population ages 15+), World Bank http://data.worldbank.org/indicator/SL.TLF.CACT.FE.ZS Erişim [18 Ağustos 2013]

TÜİK (2013), Hanehalkı İşgücü Anketi, Türkiye İstatistik Kurumu, www.tuik.gov.tr

İSİG (2015) 2014 Yılı İş Cinayetleri Raporu, İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, www.guvencelicalisma.org, Erişim [22 Nisan 2015]

- See more at: http://ilericikadinlardernegi.org.tr/2016/04/22/turkiyede-cocuk-olmak/#sthash.XOvtqZkO.dpuf