Yaşam nöbetleri birleşme yolunda

Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu tarafından gerçekleştirilen “Mücadeleler Birleşiyor” etkinliğini ilk gününde yaşam alanlarında yaşamı savunanlar deneyimlerini aktardılar. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde gerçekleştirilen iki günlük etkinliğin ilk gününde yaşam alanlarındaki birçok sorun gündeme getirildi.
 
Mücadale alanlarından çeşitli fotoğrafların yer aldığı slayt gösteriminin ardından etkinliğin açılış konuşmasını yapan Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu yürütmesinden Yeter Gönül, kapitalist sistemin sadece emeği sömürmekle yetinmediğini artık tüm yaşam alanlarını ve temel yaşam kaynağı olan suyu da kendi sömürü sistemlerinin birer parçası haline getirmeye çalıştığına dikkat çekti. Yaşam alanlarına yönelik maden, enerji, gıda, kültür katliamı gibi sorunları aktaran Gönül, buna karşı ülkenin dört bir yanında halkın direndiğine dikkat çekti. Gönül, “Tüm saldırılara rağmen haklılığımız ve meşruluğumuzdan aldığımız güçle direndik ve direnmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki ancak direnerek, örgütlü mücadele ederek kazanabiliriz. Bu meşru birliktelikte, mücadeleyi daha da büyütmek, dayanışmamızı daha da güçlendirmek için bir aradayız” diye konuştu.

TEK BAŞIMIZA KARŞI KOYAMAYIZ
 
Açılış konuşmasının ardından geçilen forum bölümünde ise sırasıyla “Kentsel-kırsal dönüşüme karşı mücadeleler, kirliliğe karşı mücadeleler, siyanürlü madenciliğe karşı mücadeleler, GDO’lu organizmalara karşı mücadeleler”den gelen yaşam savunucuları söz alarak konuştular. Dersim’den, Karadeniz’den HES’lere karşı mücadele ile ilgili yapılan konuşmalarda mücadelelerin kararlılığına ve buna karşın şirket/devlet tarafından yapılan provokasyonlara dikkat çekildi. Hâlâ derelerin yanı başında yaktıkları ateşlerle nöbet tutan Fındıklı Derelerin Kardeşliği Platformu adına foruma telefonla katılan Avni Erbaş, çok zor bir süreçten geçildiğini belirterek, “Ülkenin dört bir tarafından son dönemlerde yayılan HES Karşıtı mücadele, yaşam alanların savunma mücadelesi bugünden sonra çok farklı bir alana evriliyor. Çok farklı şeyler söylenmesi gerektiğini düşünüyorum. ‘Kardeş dereler’ noktasında bir araya gelerek asgari dayanışma gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu saldırı o kadar pervasız bir saldırı ki, hiçbir bölgenin tek başına karşı koyması mümkün değil” dedi.
 
Kocaeli Yaşam Meclisi adına söz alan Kuzey Boy, Kocaeli’nde yaşanan kirliliğin boyutlarına dikkat çekerken, buna karşı verdikleri mücadelelerden de deneyimler aktardı. Daha sonra yapılan konuşmalarda orman ve meralara yönelik talanın boyutları ortaya kondu.

SİYANÜRLÜ TOPRAKLAR
 
Siyanürlü altın karşıtı mücadelelerle ilgili söz alan konuşmacılardan EGEÇEP Dönem Sözcüsü Ertuğrul Barka, siyanürle altın arama kavramının doğru olmadığını, siyanürün altın ayrıştırılması sürecinde kullanıldığını belirtirken, EGEÇEP Yönetim Kurulu Üyesi Özer Akdemir ise Ege Bölgesindeki altın madenleri ve verilen mücadelelerle ilgili bilgileri aktardı. Kütahya’dan etkinliğe katılan Ünal Kaymak, siyanür barajının çökmesini ardından tesislerin kapatılmak bir yana yeni atık barajları yaparak kapasitesini arttırdığını dile getirdi. Dersim’den katılanlar ise Rio Tinto altın tekelinin dersim halkının karalı direnişini aşmayı başaramadığı, yine de altın madenciliği düşüncesinden vazgeçmediğini belirttiler. Kazdağlarındaki altın madenciliği girişimi ile ilgili bilgiler aktaran Çanakkale ÇEP YK Üyesi Mehmet Öztürk, Kazdağlarının önemi ve burada yapılmak istenen altın işletmeciliği ile ilgili verdiği bilgilere ek olarak buna karşı yörede gelişen mücadele sürecini de aktardı. 


ENERJİNİN TEMİZİ OLUR MU?
 
Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde enerji ile ilgili çevresel sorunlar masaya yatırılırken, özellikle termik ve nükleer santrallerle ilgili sunumlar öne çıktı. Bu santrallere karşı direnişlerde devletin kolluk güçlerinin son dönemde mücadelelere karşı gittikçe artan bir saldırı politikası uyguladığına dikkat çekilirken, son dönemlerde mücadelelerin ana karakteri olmaya başlayan alandaki yaşam nöbetlerinin önemine vurgu yapıldığı gözlemlendi. Hatay Samandağı’nda yapılmak istenen. Rüzgar santrallerine karşı direnişi anlattığı sunumunda, temiz enerji, yenilenebilir enerji gibi kavramlar da tartışma konuları arasında yer aldı. Samandağı ile Çine Madran Dağında RES’lere karşı verilen mücadelelerdeki benzerlikler de bir diğer dikkat çekici unsur oldu. Etkinliğin ilk gününü son oturumları ise HES ve suyun ticarileştirilmesine karşı mücadeleler oldu. Karadenizden gelen ve iki bastonla yürüyebilen yaşlı bir kadının yöresinde derelerini korumak için verdikleri mücadeleyi anlatması uzun süre alkışlarla karşılandı. Diğer HES karşıtı mücadelelerde derelerin ve suların korunması için fiili mücadelenin önemine vurgu yapılan konuşmalar öne çıktı.