Yine ve yeni bir Kıdem Tazminatının tasfiyesi tasarısıyla karşı karşıyayız. Fakat bu sefer sadece kıdem tazminatının tasfiyesi değil, işçiler için emeklilik sisteminin de tasfiyesi ile birlikte her ikisi birbirini götürecek şekilde tasfiye edilmektedir. Yine aynı şekilde tasarıda kıdem tazminatına hak kazanılmasındaki şartlarda yapılan bir takım değişikliklerle birlikte tümünü birlikte ele almak gerekmektedir.
Düşünülene bakıldığında ortada üç taşla üç kuşun vurulması değil, bir taşla üç kuşun vurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle zaten her üç unsurun birbirine bağlanmasıyla, emeklilik sistemini, kıdem tazminatı sistemini ve bir bütün olarak da emekliliği ortadan kaldırmaya çalışan bir tasarıdan bahsetmeliyiz.
Henüz ortada yazılı bir yasa tasarısı olmamakla birlikte düşünülenin kamuoyuna yansıyan üzerinden ana başlıklarıyla neler olduğuna bakalım:
Burada üzerinde düşünülmesi gereken husus; yukarıda değinildiği gibi, kıdem tazminatı alabilmenin zorlaştırılmasıdır. İstihdam ile birlikte düşünüldüğünden, bir yandan 25-50 yaş aralığındaki işsizliği arttırmakta ve geri kalanın ise, çalışmasının o işçilerin geleceği açısından anlamsız hale getirmektedir. Yani her ikisini aşağı çeken bir düzenleme olmaktadır. Aynı şekilde emeklilik yasasındaki değişikliklerle işçi bir yandan neredeyse emeklilik hakkını ancak mezarda kazanabilirken, kıdem tazminatından yararlanabilmesi de ancak mezarda söz konusu olabilecektir. Fakat burada birbirini götüren bir tarafının olduğunu görmek gerekir. AKP bir yandan “sizin emekli maaşınız size yetmiyor, bu nedenle sizin kıdem tazminatınızı ancak emeklilikte verelim” deyip, kıdem tazminatı kaldırmaktadır. Bir yandan da yine aynı işçi sınıfına dönüp diyor ki; “siz kıdem tazminatınızı zaten emekliliğinizde alacaksınız, bu nedenle emekli maaşlarınızın düşük olmasına razı olun” diyerek bu sefer de işçinin emeklilik hakkını gasp ediyor.
Her iki durumda işçi için bir KAYBET-KAYBET durumu varken, AKP, Devlet ve patronlar için tipik bir KAZAN-KAZAN durumu oluşmaktadır. Bundan fazlası Şam’da kayısıdır.
Şu halde AKP DEVLET VE PATRONLAR tarafından gaspedilmeye çalışılan sadece kıdem tazminatı değil, aynı zamanda emeklilik sisteminin oluşturduğu kısmi güvencedir. Bu nedenle kıdem tazminatı tasarısı salt ‘kıdem tazminatına hak kazanacak işçilerin’ karşı çıkması gereken bir tasarı değil, emeklilerin ve ileride emekli olmayı düşünenlerin de karşı çıkması gereken bir tasarıdır.
Bu nedenle işçi sınıfının elindeki kıdem tazminatı tuğlası emeklilik hakkına bağlanarak çekilecekse ve bir yönüyle istihdama da bağlanacaksa, bu tuğlanın çekilmesi ile, işçinin dar anlamda ücretinden başka hiçbir şeyi kalmamaktadır. Gerçi bu ücreti de bir aylık ücret olarak düşünmek lüks kalabilir; yevmiyeli dediğimiz esnek çalışma şekliyle birlikte, günlük çalıştırma ile bir ayın işini daha kısa sürede yaptırarak, bir aylık maaştan daha az ücret ödeme şekline de bir süre sonra dönmesi beklenebilir. Bunun asgarinin de asgarisi bir yaşama yetmesi mümkün görünmemektedir. O halde gemileri yakıp, uzun bir mücadele yolculuğuna çıkmaktan ve sınıf mücadelesini tamamına erdirmekten başka çare kalmamıştır.
