Köle Değil, Madenci!
Doruk Madencilik İşçileri Kazanacak!
20 Nisan'da emek örgütleri olarak gözaltına alınan ve şu an Enerji Bakanlığı önünde oturma eylemi yapan madencilerle dayanışma eylemi gerçekleştirdik..
Ankara İSİG Meclisi
BASINA VE KAMUOYUNA,
Bugün Ankara Sincan’daki bir boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi yaralandı. Aynı saatlerde Ankara’nın başka bir yerinde, yıllardır alacakları gasp edilen, haklarını almak için yollara düşen, tam da bu ölümlerin olmaması için “işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınsın” diyen Doruk Madencilik işçileri darp edildi. Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile birlikte 33 işçi gözaltına alındı.
Bu iki olay Türkiye’deki otoriter emek rejiminin özetidir: İşçiler ya çalışırken ölüyor ya da hakkını aradığında işten çıkarılıyor, darp ediliyor. İşçiler, sefalet koşulları ile ölümüne çalışma arasında sıkışmış bir yaşama mahkûm ediliyor.
Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde bu gidişata itiraz eden Doruk Madencilik işçileri, 13 Nisan Pazartesi günü Ankara’ya yürüme kararı aldı. Peki bu sürece nasıl gelindi:
Eskişehir’in Mihalıççık ilçesindeki Yunus Emre Termik Santrali’ne 15 Temmuz darbe girişiminden sonra işverenin darbeyle ilişkili olduğu iddiasıyla el konuldu. Uzun yıllar TMSF bünyesinde yönetilen kömür madeni ve santral, Aralık 2022’de Yıldızlar SSS Holding’e devredildi. Bu süreçte yüzlerce işçi tazminatsız işten atıldı, zorla ücretsiz izine gönderildi, 400’e yakın işçi mağdur edildi.
Doruk Madencilik ile Yıldızlar SSS Holding arasındaki bağ açıktır; sorumluluk da açıktır. İşçilerin gasp edilen haklarının muhatabı bellidir. Aynı şekilde, TMSF eliyle yürütülen satış sürecinde yaratılan finansal boşluk, işçilerin haklarını korumasız bırakmış; kamu kaynakları ve emekçiler, sermaye lehine göz göre göre feda edilmiştir.
Doruk Madencilik’te yaşananlar basit bir “işletme sorunu” değildir; yıllara yayılan sistematik bir emek gaspıdır.
Bugün Türkiye’de yüzlerce madenci; alınterinin karşılığını alamadan, aylarca maaşsız bırakılarak, ücretsiz izin dayatmalarıyla ve işten atma tehditleriyle yaşamaya zorlanıyor. Kazanılmış davalara rağmen ödenmeyen tazminatlar, yok sayılan özlük hakları ve susturulmak istenen sendikal mücadele, bu düzenin siyasi, ekonomik ve hukuki sonuçlarıdır.
Bugün Türkiye’de binlerce madenci; işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmadığı için kamu ve özel sektöre ait ocaklarda çalışırken can veriyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin verilerine göre 2013-2025 yılları arasında 1267 madenci hayatını kaybetti. Son 13 yılda ölen maden işçilerinin 403’ü sendikalı, 864’ü sendikasız.
Sömürünün damgasını taşıyan bu tablo tesadüf değil. Üretim ve kâr baskısı nedeniyle madenciler daha çok çalıştırılıyor ve can güvenlikleri sağlanmıyor, faciaların ardından hayatta kalanların da hakları ellerinden alınıyor.
Madenciler köle değildir! Alınteri pazarlık konusu değildir! İşçinin hakkı, hiçbir holdingin bilanço kalemi değildir!
Doruk Madencilik işçilerinin taleplerini bir kez daha duyuruyoruz:
• Tüm ücret alacakları ve özlük hakları eksiksiz ödenmelidir.
• Gasp edilen kıdem ve tazminat hakları derhal iade edilmelidir.
• Ücretsiz izin dayatmaları son bulmalıdır.
• İşten atılan işçiler geri alınmalıdır.
• İş güvenliği ve insanca çalışma koşulları sağlanmalıdır.
• İşletme, kamu yararı doğrultusunda kamulaştırılmalıdır.
Doruk Madencilik’te yaşananlar bir “istisna” değil; Türkiye’de derinleşen emek sömürüsü düzeninin açık bir örneğidir. Bu düzene itiraz eden herkes cezalandırılmaktadır. BirTek-Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, önceki dönem Limter-İş Genel Başkanı Kamber Saygılı ve Genel Sekreteri Hakkı Demiral; şu anki Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, Genel Sekreteri Beycan Taşkıran ve Yönetim Kurulu üyesi Kenan Hesas; 9 gündür tutuklu olan ve Doruk Madencilik işçilerinin direnişine destek için açlık grevine başlayan Bağımsız Maden-İş avukatı Doğukan Akan derhal serbest bırakılmalıdır!
Emeğin onurunu, işçinin hakkını savunan herkese selam olsun!
Bu mücadele yalnızca madencilerin değil, emeği yok sayılan herkesindir!
Bu mücadele yalnızca bir işyerinin değil, bu ülkede insanca yaşamak isteyen herkesin mücadelesidir!
Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
