(14) İMO’dan Adana Gökdere Barajı açıklaması

Gökçe Nehri üzerinde,  Ergenuşağı Köyü yakınlarında bulunan Gökdere Köprü Barajı inşaatında 24 Şubat 2012 tarihinde meydana gelen olay sonucunda İki işçimiz hayatını kaybetmiştir. İki işçinin yaralandığı "kazada" halen kayıp olan 8 işçiye ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir. Olayda hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyor, kayıp olan işçilerimizin de sağlıklı bir şekilde yakınlarına temenni ediyoruz...
 
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası, Adana Gökdere Köprü Barajı inşaatında 24 Şubat 2012 tarihinde meydana gelen kaza sonrası bölgede yaptığı incelemeleri basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.
 
ADANA GÖKDERE BARAJINDA YAŞANAN FACİAYA YÖNELİK İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI GÖRÜŞÜ!!

Gökçe Nehri üzerinde,  Ergenuşağı Köyü yakınlarında bulunan Gökdere Köprü Barajı inşaatında 24 Şubat 2012 tarihinde meydana gelen olay sonucunda İki işçimiz hayatını kaybetmiştir. İki işçinin yaralandığı "kazada" halen kayıp olan 8 işçiye ulaşmak için arama kurtarma çalışmaları sürdürülmektedir. Olayda hayatını kaybeden işçilerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifa diliyor, kayıp olan işçilerimizin de sağlıklı bir şekilde yakınlarına temenni ediyoruz.

İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şubemizin olayın hemen ardından bölgeye intikal ederek hazırladığı ön raporda şu tespitlere yer verilmiştir. 

• Gökdere Köprü Barajı‘nın dolu hacminin 93 milyon m3 olduğu, barajda su tutulmaya başlandığı, su hacmi 87 milyon m3 ulaştığında derivasyon tünelindeki mekanik kapağın basınca dayanamayarak koptuğu anlaşılmıştır.

• Baraj inşaatı tamamlanmadan gövdede su tutulmaya başlanmış olması, barajın mansap kısmında ve tünelde işçilerin çalışmaya devam etmesi, kaza anında işçi kayıplarını ciddi boyutlara taşımıştır. 

•  Ayrıca, mekanik tünel kapağını destekleyen betonarme yapıda kopmalar olduğu ve kapak arkası tıkaç betonlarının yapılmamış olduğu görülmüştür. 

Şubemizin hazırladığı ön raporda, olayın tünel kapağının ve bağlantı elemanlarının maksimum su basıncına dayanıklı bir şekilde tasarlanmamış olmasından kaynaklandığına yer verilmiştir. 

Bir baraj inşaatında böylesi bir ihmalin yaşanmasının iki nedeni vardır. Bunlardan ilki Türkiye‘nin su kaynaklarını yangından mal kaçırırcasına özel sektöre devreden bir anlayışın iktidarda olmasıdır. Bu anlamda ülke genelinde çevresel ve sosyolojik etkileri hesaba katmadan, hiçbir kurum veya kuruluşun görüşünü almadan,  bölge halkının ihtiyaçlarını yok sayarak hayata geçirilmek istenen Hidroelektrik Santrallere bakmak yeterli olacaktır. Suların satılmasındaki ısrar ve telaş, çevresel ve sosyolojik etkilerin gözetimini engellemektedir.

Yaşanan facianın ardından Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu tarafından yapılan açıklama, olayın ikinci nedeni olan denetim eksikliğini gözler önüne sermiştir. Bakan Eroğlu, DSİ‘nin denetim yapmamasını Danıştay‘ın  "Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliğini" durdurma kararına bağlamış, sorumluluğun kendilerinde olmadığını ifade ederek kamuoyunu yanlış bilgilendirmiştir.

Bakanın konuşmasında ifade edilen Yönetmelik, Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği‘dir. DSİ Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Yönetmelik ilk olarak 15.08.2009 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, üst birliğimiz TMMOB‘nin açtığı dava sonucunda 30.03.2010 tarihli Danıştay kararıyla yürütmesi durdurulmuştur. Danıştay‘ın bu kararının ardından 13.05.2011 tarihli Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe giren ikinci Yönetmelik hakkında ise 31.10.2011 tarihinde Danıştay tarafından ikinci kez yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir. 

Söz konusu Yönetmelik, denetim mekanizmasının özel sektöre devredilmesi koşullarını düzenlemekte ve bu da hâlihazırda DSİ‘nin asli görevlerini tanımlayan 6200 Sayılı Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri hakkında Kanun‘un 2. Maddesine aykırılık göstermektedir. Kanunla münhasıran DSİ‘ye verilen denetim görevi, anılan Yönetmelikle özel denetim firmalarına devredilmek istenmektedir.

Danıştay‘a itiraz davası açan TMMOB‘nin en temel gerekçesi de, kamu kaynakları üzerindeki yatırımların denetlenmesi hususunda özel firmaların yetkilendirilmesinin doğuracağı risklerdir.

Yürütmesi durdurulan Yönetmelikte, yapımcı firmaya çalışacağı yetkili denetim firmasını belirleme hakkı tanınmıştır. Bir yapımcı firmanın parasını kendi ödediği bir denetim firmasından hizmet alması uygulamada "şeklen denetimin" önünü açacaktır. Denetim firmasının mali bağımlılığının denetimin kamusal niteliği ile çelişeceği açıktır.

Yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması DSİ‘nin kanunla kendisine verilen denetleme yetkisini kullanmasına engel değildir. 6200 sayılı yasa yürürlükte olduğu sürece DSİ su yapılarını denetlemekle yükümlüdür. Bugün böylesi bir facianın yaşanmasının nedeni de söz konusu yönetmeliğin iptal edilmesi ile doğan hukuksal bir boşluk değil, DSİ‘nin asli görevleri içerisinde yer alan "denetleme" görevini yerine getirmemiş olmasıdır. 
 

Kayıp bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı
 
Adana Gökdere Barajı'nda tünel kapağının patlamasıyla sular altında kalan işçilerden 7'si hala bulunamadı. Suya kapılarak kaybolan işçilerden birinin cesedine daha ulaşıldı.

İşçi katliamının beşinci gününde firma çalışanlarından iş makinesi operatörü Erkan Yiğen'e (28) ulaşıldı. Sabahın erken saatlerinde başlanan arama tarama çalışmaları sonucu baraj setinin hemen önünde, yaklaşık 2 metre balçığın içerisine gömülmüş kepçeye ulaşıldı. Havadan ve karadan yapılan arama tarama çalışmaları sonucu kayıp 10 işçinin üçünün cesedi bulunmuş oldu.

Gökdere'de yaşanan iş cinayeti kapitalist sömürü düzeninin insanlık dışılığını da gözler önüne serdi. Baraj çevresinde toplanan kayıp yakınları ise sağanak yağışa karşın dün bir umutla gelecek iyi haberi bekledi. Arama çalışmaları sürerken, baraj inşaatında sona yaklaşıldığı için geçen haftalarda işçi sayısının azaltıldığı öğrenildi. İsmini vermek istemeyen bazı işçiler, inşaatta görev yapan 250 kadar kişinin son 15-20 gün içinde işten çıkarıldığını, bu durumun kayıpların azalmasını sağladığını belirttiler.

Kızıl Bayrak