Deri-İş Sendikası Başkanlar Kurulu; Toplu İş İlişkileri Kanunundan, iş cinayetlerine, kadına yönelik şiddetten, eğitim sistemindeki değişikliklere ve Newroz kutlamalarında açığa çıkan polis şiddetinin değerlendirilmesine kadar bir dizi başlık etrafında sonuçlandı.
Deri-İş Sendikası Başkanlar Kurulu dün çalışma hayatını ilgilendiren yasal düzenlemeler ve Toplu İş İlişkileri Kanunu, kıdem tazminatının kaldırılması, Ulusal İstihdam Stratejisi, iş cinayetleri, eğitim sistemindeki değişiklik, kadına yönelik şiddet ve yaklaşan 1 Mayıs gündemleri ile toplandı.
Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada; toplantıda emekçilerin temel haklarına yönelik yapılan saldırılara, kıdem tazminatlarının kaldırılmasına, esnek ve güvencesiz, kuralsız çalışma rejimi dayatmalarına karşı mücadele kararlarının alındığı belirtildi.
Geçtiğimiz günlerde meclis genel kuruluna gönderilen, Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı ile ilgili kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda, tasarının 12 Eylül yasakçı zihniyetini taşıdığı vurgulandı. Deri-İş Başkanlar Kurulu yeni düzenleme ile getirilmek istenen anlayışın ILO ve AB normlarına uygun olmadığı ve özgürlükçü bir yasa istemine aykırı olduğunu savundu.
‘TÜM BARAJLAR İŞÇİLERİN ÖRGÜTLENMESİNE ENGEL’
Tasarıda iş yeri barajının korunmasını eleştiren kurul toplantısında, “Komisyonda kabul edilen tasarıda, bir işçi sendikasının işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapması için 2 bin üyesinin bulunması, kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarısından fazlasının, işletmede ise yüzde 40'nın kendi üyesi olması şartı aranmaktadır. Açıktır ki sermaye sahiplerinin işçilerin sendikal hak ve özgürlüklerine saygı göstermediği bir ortamda konulacak tüm barajlar işçilerin serbestçe, gönül rahatlığıyla örgütlenmesine engel olmaktadır” tespitinde bulunuldu.
‘GREV YASAKLARININ SÜRMESİ KABUL EDİLEMEZ’
Yeni kanun tasarısında kabul edilmesi mümkün olmayan bir diğer konun da 12 Eylül'le getirilen grev yasaklarının devam etmesi olarak açıklandı. Deri-İş Başkanlar Kurulu, “Grevin ilanından uygulanışına kadar grevin başarısını imkansız kılan her türlü yasak yeni kanun teklifinde de korunmaktadır. Çadır kurmanın yasak olması gibi her türlü engel sendikamızın yürüttüğü direnişlerde de karşımıza çıkmaktadır. Yeni tasarıda anti-demokratik bir uygulama olarak hak grevi, genel grev, dayanışma grevi gibi grev türlerinin yasak olduğu ibaresi kaldırılmış olsa da, yeni düzenlemede “kanuni grev” tanımı yapılmaktadır ve bu tanımın dışındaki grev türleri açıktır ki yazılı olmayan bir yasağın devamı niteliğini taşımaktadır” dedi.
Ayrıca Başkanlar Kurulu'nun grevi erteleme yetkisinin sürüyor olması da toplantıda eleştirildi: “Şu ana kadar olduğu gibi erteleme kararları fiili olarak yasaklanmaya dönüşmektedir. Yeni tasarıda iş yavaşlatma gibi işçilerin demokratik protesto yöntemleri üzerindeki yasak da korunmaktadır. Başkanlar Kurulumuz gerçekten demokratik, uluslar arası normlara uygun, katılımcı bir yasa talebini dile getirmektedir” denildi.
‘ÜYELİKLERİN NASIL GERÇEKLEŞTİRİLECEĞİ BELİRSİZ’
Yeni kanun tasarısında noter şartının kaldırılması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, e-devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilecek üyeliklerin hangi yöntemle gerçekleştirileceği belirsiz olması eleştirildi.
‘DİRENİŞLER SÜRECEK’
Deri-İş Başkanlar Kurulu Tuzla Kampana Deri ve İzmir Savranoğlu Deri’de devam eden mücadelenin de aynı kararlılıkla süreceğini duyurdu. Kampana Deri’de direnişin birinci yılını doldurduğu, Savranoğlu Deri’de ise direnişin 234.gününde devam ettiğine dikkat çekildi: “Başkanlar Kurulumuz tüm emek dostlarını ve sendikaları hem Tuzla hem de İzmir’de devam eden direnişlerimizi sahiplenmeye ve destek olmaya çağırmaktadır” çağrısı yapıldı.
‘BARINMA SORUNU DA İŞ CİNAYETLERİNE NEDEN OLUYOR’
Toplantıda iş cinayetleri de değerlendirildi. Ocak ayında 62, Şubat ayında ise 42 işçinin hayatını kaybettiği vurgularının yapıldığı toplantıda, Esenyurt’ta yaşanan yangın da değerlendirildi: “İşçilerin barınma sorununun iş cinayetlerinin de nedeni olduğu açıktır. Barınma sorununun çalışma hayatının bir parçası olarak görmek gerekmektedir. Ancak çalışırken ölen işçiler barınırken de korunamamaktadır. İşçilerin canlarını orta koyarak her türlü zorluğa katlanmak zorunda kalmaları ve ölen işçilerin çoğunun memleketlerinden çalışmak zorunda oldukları için gelmeleri, ölenler arasında van depremi nedeniyle göç edenlerin bulunması oldukça hazin bir tablodur” denildi.
‘4+4+4 UCUZ EMEK GÜCÜNÜ OLUŞTURACAK’
Deri-İş Başkanlar Kurulu, eğitim sisteminde zorunlu 8 yıllık eğitimden vazgeçilerek 4+4+4 geçilmesini “Ulusal İstihdam Stratejisinin” amaçlarından olduğuna dikkat çekti. Kurul, “Eğtim sistemindeki değişimler iş gücünün yapısını da etkilemektedir. Temel kıstasın emek maliyetlerini düşürmek olduğu göz önünde bulunudurulduğunda erkenden okuldan ayrılacakların ucuz emek gücünü oluşturması kaçınılmaz olacaktır” tespiti yaptı.
‘KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE CİNAYETLERE KARŞI ÖRGÜTLÜ BİR DURUŞ’
Toplantıda farklı bir başlık olarak ise kadına yönelik şiddetteki artış ve işlenen kadın cinayetlerine yönelik tartışmalar yürütüldü. Kurul açıklamasında, “Kadına yönelik şiddeti bu düzen üretmekte ve bu düzenin değişmesi kadınların mücadeleye daha fazla katılması ve bulundukları her alanda evde, işyerinde örgütlenmesiyle mümkün olacaktır. Başkanlar Kurulumuz bu korkutucu tablonun değişmesi için örgütlü bir duruş gerektiği inancındadır” denildi.
‘NEWROZ KUTLAMALARINA MÜDAHALE BARIŞA GÖLGE DÜŞÜRDÜ’
Deri-İş Başkanlar Kurulu ayrıca, bu yıl hükümetin 21 Mart Newroz inadını da değerlendirdi. Kurul kutlamalara yapılan müdahale ile barış ve kardeşlik çağrılarına gölge düşürüldüğünü savundu. Açıklamada: “Her yıl hafta sonu kutlamalarına denk getirilen ve coşkuyla kutlanan Nevruzun bu yıl 21 Mart tarihi dışında kutlanılmasına izin verilmemesi her yıl yapılan barış ve kardeşlik çağrılarına da gölge düşmesini sağlamıştır. Kardeşlik ve barış içinde geçmesini umduğumuz nevruzun 21 Mart dışında resmi kutlamalar dışında izin verilmemesi, kutlamalara katılanlara gaz ve copla müdahale edilmesi anti demokratiktir ve yasakçı bir zihniyeti göstermektedir” ifadelerine yer verildi.