İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSG Yasa Tasarısı Atölye Toplantı Notları

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSG Yasa Tasarısı Atölye Toplantısı – 1 

Tarih: 6 Mayıs 2012 Pazar 
Saat: 14.00 – 17.00
Yer: Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şube
Sunum: Özgür Müftüoğlu

Atölye çalışmasına 24 kişi katıldı…

Önümüzde örnek olarak bir tasarı var bunun tartışılması lazım. Ters bir algı var (yasa çıkışında bu kazalar bitsin gibi) Meclisin güzel tarafı farklı yerlerden geliniyor, herkes farklı farklı yönlerini ortaya çıkaracaktır. (Örn. Çocuk işçiliğinin görülebilirliği). Bu nedenle genel gerekçe, madde gerekçeleri tek tek getirdim. Bu toplantının hemen sonrasında elle tutulur bir sonuçla buradan ayrılalım.

Tasarının birçok yönü var. Bu konularda emek örgütlerine bilgi vermek amacı da güdülmektedir.

Madde 2- (kapsam) Eski yasa herkesi kapsamıyordu bizim amacımız herkesin kapsam içine girmesi olarak tanımlanıyor. İyileştirmek veya sağlamak. Bunlardan birini yaparsınız bununla ilgili bir sıkıntı var. Sınırlamaya yönelik bir yorum getirilebilir. (işyeri tanımlamasının geniş yapılması ya da yerine işe bağlı her yer olarak tanımlama getirilmesi gerekir.) Ayrıca “çalışanlar ile işverenlerin görev, yükümlülük, hak, yetki ve sorumlulukları” şeklindeki gbi ifadeler işçi ve işvereninin görev ve sorumluluklarını iç içe geçiriyor.

Madde 1– İşveren ve devletin sağlaması – çalışanların ise hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi ve işçinin görevlerinin ne olduğunun belirlenmesi. İş kazası tanımının belirlenmesi gereklidir. Belirsizlik durumu tehlike oluşturmaktadır. Ayrıca işyeri kavramı (yolda geçen zaman vs. Bir amaç neticesinde hareket edilmesi. (Aynı zamanda 2. Madde içinde geçerlidir.) Örn. Servise binince iş kazası, otobüsle gidince trafik kazası olarak mı tanımlanacak.

Madde 3- İstisnaların tamamen ortadan kaldırılması önemlidir. AB direktifleri bazı istisnalar getirilmesine olanak tanımaktadır. Ancak ev hizmetleri için hiçbir gerekçe tanımlanmamaktadır. Ayrıca esnek çalışma biçimleri ile birçok çalışan kendi adına çalışma olarak gruplandırılmakta ve bu durum çalışanları bu yasanın kapsamı dışına itmektedir. Ayrıca her yıl 94 TSK personeli herhangi bir çatışma dışı iş kazası meslek hastalığından dolayı hayatını kaybetmektedir. Bu nedenle tüm istisnalar ele alınmalı ve kaldırılmalıdır.   

Madde 4- Tanımlamalar, İSİG’nin hak yerine hizmet haline gelmesi, metalaştırma ve dolayısıyla ortaya çıkan piyasalaşma süreci dikkate alınarak tüm tanımlamalar yapılmış. Bu yüzden bu tanımlamaların kapsamı daraltılmış. 
İşçi yerine çalışan denilmesi. Odaların eğitim kurumları olarak tanımlanması gerekmektedir. Bütün inisiyatifin bakanlığa geçişini engellemek için. Biz de dava açmak zorunda kalacağız. Ayrıca devlet üniversiteleri ve özel üniversitelerinin durumu. Bunların rollerinin kesin olarak belirtilmesi (örn. İlerde odaların kar amacına yönelik eğitim faaliyetlerinde bulunmaları ) TMMOB ve TTB ve benzeri kurumların görüşleri alınarak düzenlemelidir buna göre biz de görüşümüzü bildirebiliriz (eğitim kurumu anlamında). Ayrıca yetkileri noktasında da sıkıntı yaşanabilmektedir. Çalışan ve işverenlerin eğitimi konusunda. İlk taslakta işyeri hekimi İSG uzmanı eğitimi üzerine çalışan kurumlardır denilirken yeni taslakta bunarlın dışındakiler olarak tanımlanmıştır.

Genç çalışan: Mesleki eğitimdeki çocuklar dışarıda tutularak 4+4+4 ile birleştirilerek çocuk çalışması meşrulaştırılıyor. Ayrıca diğer maddeler ile ağır işlerde çalışmalarının önü acılıyor. Çocuklar haftada 5 gün çalışacaklar ve bunları koruyacak herhangi bir yasa bulunmamakta. Ayrıca tatillerin yeniden düzenlenmesi yolu ile çocuklar tatillerde de mesleki eğitim adı altında stajyer olarak çalıştırılacaklardır. (120 günden 150 güne çıkarılmasının planlanması staj günü sayısının) Çocuk işçiliği için (mesleki eğitim dışında çalışanlar) cezalar ayrıca son derece azalmaktadır. Burada tehlikeli olan madde mesleki eğitim bunun nasıl tanımlanacağı önemli. Bununla ilgili doğrudan bir yasal düzenleme yok. Bunlar için işin öğretilmesi esastır deniliyor ancak amaç eğitim dönemindeki işgücü kaybını oradan kaldırarak eğitim zamanıını da üretime entegre edebilmektir. 14 yaşın altındaki çocukların kesinlikle üretim alanında bulunmaması gereklidir. Bunun tespiti için acık bir denetleme mekanizması konulmalıdır. Ayrıca uygulamalar gösteriyor ki Anadolu’da mesleki eğitim liselerinde çocuklar çalışma adı altında pazarlanabilmektedir. Bu nedenle mesleki eğitim ile ilgili olarak çalışmada yaş kaydı açığa çıkarılmalıdır. Yaş kaydı ve her yaşın çalışma süresi ve koşulları belirlenmelidir. (Örn bizde cezai ehliyet 12 yaştır bu nedenle bu çocuk buradan giremez denilmelidir. Hem cezai ehliyet yoktur denilecek hem de makine basına oturtulacak).Cezalar kaldırılmış. 5510.’un 5. Maddesinde israrlı olmak gerekiyor. Ayrıca işveren ve işveren vekili tanımları da sorunlu. Sözkonusu düzenlemeye göre asıl sorumluluğu ortadan kaldıracak şekilde ustabaşı bile işveren temsilcisi sayılabiliyor. 

İş Kazası: “İş yerinde işin yürütülmesi nedeniyle” Örn işverenin talimatı ile bir yere gönderilme. Ya da örn başka bir şehirde yemek arasına çıkıldı. Somut olarak işverenin hemen sarılacağı birşey olacağı için işveren tarafının heyecanla beklediği maddelerden biri olacaktır. Ayrıca iş nedeni ile meydana gelen intiharlar meydana gelmesi. Ayrıca hizmetler sektöründe çalışanlar içinde meslek hastalıkları önemli bir nokta. İşin yürütümü olarak tanımlanması son derece sınırlayıcı ve sıkıntı çıkarıcı bir madde olacaktır. Bu durumda işverenden tazminat alınması son derece sıkıntılı bir hal alacaktır. Eğer illiyet ilişkisi konulursa bu sıkıntı bir ihtimal asılabilir.

İş sağlığı ve iş güvenliği çalışan temsilcisi: Özellikle bir olay olduğunda yargı karşısına kimin çıkacağı noktasında önem taşımaktadır. Bu nedenle işverenler üst bir noktada tanımlanmalıdırlar. Aksi takdirde bütün ustabaşı ve ara kademeler sonuçlardan sorumlu hale getirilebilirler. ( Örn İş kazasında bir ölümlü kazada aynı iş kazasında yaralananın sanık olarak tanımlanması) 

İşyeri: Taşıma noktasında sorun bulunmaktadır. Örn Servislerin taşerona devredilmesi yolu ile sorumluluklardan kaçınılması. İşyeri değerlendirilirken alt işverenlerin organizasyonları da dahil edilmelidir.
İşyeri Hekimi: TTB’nin ve diğer örgütlerin görüşleri üzerine tanımlanmalıdır.

Meslek Hastalığı: Bizim mevzuatımızda bulunmayan iş hastalığı kavramı. Örneğin gittiği yerde basına gelen bir hastalık. İşten kaynaklı olarak hastalık. Bunun dahil edilmesi. Meslek hastalığının yanına eklenmelidir. Örn ev hizmetlerinde çalışanların grip olmalarından kaynaklı mağduriyetin giderilmesi. Ya da işyerinde psikolojik bir stres kaynaklı sorunların yaşanması. Ya da Bankada ya da bürolarda çalışanların klimalardan rahatsızlanmasının hiç yerde bir tanımı bulunmamaktadır. Bu tanımla birçok mağduriyet engellenebilmektedir. Yabacı mevzuatta bulunmaktadır. İş ile ilgili bir illiyet bağı sıkıntısı. Ya da gemi adamlarının basına gelen sıtma sorunu. Bir tanımı bulunmamaktadır.

Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi: Firmalar buralardan hizmet almaktadır ancak bunlar işyeri içinde bulunmamaktadır ve denetim noktasında sorunlar yaşanabilmektedir. Ayrıca bu noktada bir hizmet alımı noktası tanımlanmaktadır ve hak hizmete dönüşmektedir. Bu durum öyle bir hale dönüşmelidir ki sürekli müdahil olunabilen bir alan olmalıdır ve bir hak olduğu noktasında sürekli denetime tabii olmalıdır. Ayrıca eğer isg’nin piyasalaşmasına karsı duruluyorsa buna bütünü ile karsı çıkılmalıdır. Ancak bu modelin belirli alanlarda işlerlik kazandığı da gözlemlenmektedir. (Örn Organize Sanayi Bölgeleri). Ancak işyerinin içinde nasıl bir sistem kurulacağı sorunu devam etmektedir. İSG uzmanın bulunması başka bir durum, iş yerinin iç denetimi başka bir durumu ortaya çıkarmaktadır. Bu noktada küçük sanayide sorun çıkmaktadır. Sadece yarım saatlik bir denetleme ile yapılması sadece patronu güvenceye almaktadır. Özellikle tuzla örneği. (Örn. Tuzlada doktor sadece kurul kararlarına imza atmaktadır.) Bu piyasalaştığında bütün süreç bu şekilde işleyecektir. Piyasalaştığında bütün denetim süreci sıkıntıya uğrayacaktır. Eskiden de benzer bir uygulama vardı ancak bu uygulama içsel bir uygulama idi ve doğal olarak etkinliği vardır. Ancak bu maddedeki hüküm dışsal bir süreci tanımlamaktadır. İşyerinin içi ile ilintisini son derece iyi kurmak gerekmektedir. Bu durum aynı zamanda sadece isg de değil bütün süreçlere bu dışsallığın aktarılması hedeflenmektedir. Dışsal özne geliyor, ‘standart’ bir şeye göre kâğıt tıklıyor. Bu yolla bütün gerçek denetim bir kırtasiye denetimine dönüşmüş oluyor. Böylelikle gerçekliğinden koparılıyor. Bu nedenle içsel organlar savunulmalıdır. Sendikalar burada sürece katılmalıdır. Sendikalar bu yapılara dâhildir ancak işlerliği sıkıntılıdır. Bu nedenle sendikalara işlerlik kazandırılmalıdır. Bu birimlerin su anki geçerliliği bir il düzeyinde faaliyet göstermektedir. Küçük sanayi sitelerinde kurulanlardan farklı olarak, il sınırları dâhilinde herhangi bir sınırlama bulunmaktadır. (Tuzladan, ikitelliye hizmet verebilir) Bu durum sektörel olarak uzmanlığı etkilemektedir.

Risk: İyileştirme ve yasaklama meselesinin birbirini dışlaması. Giderek iyileştirmeye odaklanması, bu doğrudan yasanın ruhunu değiştirmektedir. Bu durum yasaklama durumunu değiştirmektedir. Göreceleştirme ve yumuşatmaktadır. Risk yönetimi ve kalite yönetimi meselesi bu alanların doğasını çok değiştiren ve bunun uzman bilgisine terk ederek sosyal alana aktarılmasını engellemektedir. – Yasaya konmayabilir ancak bu uygulamalar için belirli bir tanıma ihtiyaç duyulacaktır. Ancak yasada bir iyileştirmeye gidilirse ara boşluklar bırakılabilmektedir. Bir sistematiğe ihtiyaç duyulmaktadır ancak bu noktada problem bu uygulamaların yeni bir uygulama gibi ortaya çıkarılmasında yaşanmaktadır. Bu kavramlar kalite noktasına yaklaştıkça tehlike artmaktadır. Risk değerlendirmesi yerine bir iş süreci analizi gibi bir ifadenin kullanılması daha iyi olabilir. Ayrıca denetleme süreçlerinde belirli bir sistematiğe ihtiyaç duyulmaktadır. 

Sağlık ve Güvenlik Destek Elemanı: Asıl iş yanında çalışan işçiye angarya ek bir iş tanımlamakta ve bu uygulamaları çalışanlara yıkmaya çalışmaktadırlar. Ayrıca işçiyi isten çıkarmaya zorlayan bir madde olma özelliği taşımaktadır. 

Tehlike Sınıfı: Asıl işe göre tehlike sınıfının belirlenmesi. İSG maksimum tehlikeye göre düzenlenir. Eğer böyle bir düzenle yapılırsa çok tehlikeli işyerleri tehlikesiz olarak tanımlanabilir. Asıl risk ne ise uygun bir şekilde belirtilmelidir. Bunun belirlenme yönteminde mutlaka sgk’nin primlerle ilgili bu alandaki düzenlemesi dikkate alınmalıdır. 

Teknik Eleman: TMMOB’un itirazı, İSG’de mühendislerin teknik elemanların karsısında daha öncelikli bulunması. Ayrıca belirlenen bölümler dışında başka bölümlerden de hangi branşların dâhil olabileceği yönetmelikle belirlenmelidir. Teknik eleman hususunda bir derecelendirme yapılamalıdır. Mühendisle teknik elemanlar aynı kefeye koyulmamalıdır. Teknik elemandaki ihtiyaç grubu tanımlanmalı ve oraya yönelik bir branşlaşma sağlanabilmelidir. Ayrıca bu işler yönetmeliklerle tanımlanmaz ise piyasa durumuna göre işverenler tarafından kullanabileceklerdir. Bu alanda ana noktalar tanımlanabilmektedir ancak ara branşlarda sorun çıkabilmektedir. Ayrıca sınıflandırma noktasında teknik alana fazlaca yüklenilmesi uygulamaların sosyal boyutunu göz ardı etmektedir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSG Yasa Tasarısı Atölye Toplantısı – 2 

Tarih: 13 Mayıs 2012 Pazar 
Saat: 13.00 – 18.30
Yer: Kimya Mühendisleri Odası Kadıköy Toplantı Salonu
Sunum: Berna Güler-Müftüoğlu

Atölye çalışmasına 12 kişi katıldı…
     
Madde 5; 
    
-İşveren ve çalışanların görev yükümlülüklerinin birbirine karıştırılması,
-Eski maddelerin incelenmesi noktasında, tehlike tanımının insan odaklı olmamamsı,

(1a) İş ile ilgili yerine ‘‘işyeri’’ kavramının getirilmesi (İşyeri kavramının kapsamının tam ve net olarak belirtilmesi ve işyerinin bir organizasyon temsil etmesi noktasında kavrama sadece mekansal bir özellik yüklenmemesi,

(1b) Öneminin kavratılması ve eğitimlerin eylemli olarak gerçekleştirilmesi, ayrıca eğitimlerin davranış değişikliğini hedeflemesi,

(2b) Risklerin değerlendirilmesi,

(3c) Hayati-özel tehlike kavramında tanım eksikliği yaşanması nedeniyle yaşamsal tehlike ve işçilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü korumaya yönelik olarak tanımlanması,  

(4) Dışarıdan hizmet almanın sorumluluğu,

Madde 6; 

- Maddenin başındaki ‘‘hizmet’’ noktası sakıncalı, böylelikle alınıp satılabilen bir anlam atfedilmektedir.
- Dışarıdan tanımlanması sorun yaratmaktadır, bu nedenle sektörel bir tanım kazandırılmalı ve işin organik bir parçası olarak ele alınarak bir hizmet değil yükümlülük olduğu vurgulanmalıdır. Ayrıca İSG işyerinde sağlanır ve İSG çalışmaları işyerinde oluşturulur, bu konuda TMMOB ve TTB’nin görüşleri alınmalıdır. 

(1) (A), (B), (C) belgelerine dayalı sınıflandırma sıkıntı çıkarabilmekte ve mesleki olarak kopma yaşanmasına neden olabilmektedir. Mesleki bir sınıflandırmanın olmama noktası sorun yaratmaktadır. Ayrıca sınıflandırma dışında sınırlandırma da bulunmamaktadır. İSG’nın OSGB’lerdne bir hizmet olarak alınması şirketleşme sonucunu doğurmaktadır. Bu noktada da TMMOB ve TTB’nin görüşleri alınmalıdır. Branş ayrımının dikkatli bir şekilde sınıflandırılması gereklidir. Ayrıca İSG işyerinden ve işçilerden ayrı düşünülemez. Ayrıca bu alan ticarileştikçe denetimden uzaklaşma ve kayıtsızlık sonucunu doğuracaktır. Ayrıca işyerlerinin sadece sayısal olarak sınıflandırılması bu sınıflandırmanın nitelik bakımından zayıf olmasına neden olmaktadır. (örn. Kimya işyerlerinde 3 kişilik işletmeler bile çok tehlikeli olabilmektedir.)
  
- Ayrıca teşvik olanakları İSG süreçleri ile ilişkilendirilmelidir.

- Ayrıca İSG uzmanlarının sınıflandırılmasında tecrübe kıstasının da getirilmesi,

(2) Mevcut kanuna göre daha sınırlandırıcı bir özellik taşımakta ( Tam çalışmanın olduğu yerlerde kurulması zorunludur tanımının getirilmesi, diğer çalışma biçimlerinde birim oluşturulmasını engellediği gerekçesiyle tartışmalı )

(13) Asıl işin bölümlerinden tehlike olanlarının risk düzeyi dikkate alınır, denilmesi gereklidir.( Asıl iş tehlikesiz olabilir ancak ara işlerin tehlike olması sorun yaratabilir.)

(11) Böyle bir hükümle 300 – 400 bin dolaylarında işyerinin yükü SGK’nın üzerine yüklenmektedir. Bunların bir şekilde işyerlerinden vergi düşümü, teşvik vb. harcamalar ya da destekle finanse edilmeli (düşük faizli krediler verilmesi) yada öneri olarak idari para cezalarının bu alanda kullanımı sağlanmalı bunun yanında iş kazası yada meslek hastalığı ile karşılaşılması durumlarında bu yardımların kesilmesi. Ayrıca düzenleme yetkisinin bakanlar kuruluna bırakılması sorun yaratabilir. Kanun yolu ile düzenleme yapılmalıdır.

- Ulusal konsey uygulamaları ile desteklenmesi ve bu konseyin onayına sunulması.

Madde 7; 

-TMMOB ve TTB’nin görüşleri alınmalıdır.

(2) 2.Cümleden itibaren 3’de dahil olmak üzere çıkartılmalıdır. Yükümlülük ve güvence tanımlanmalı, işyeri sendika temsilcisinin güvencesi ile ilişkilendirilmelidir.

Madde 8;   

(8) Kısmen de olsa bir kural getiriyor. Ancak (7)’de geçen bakanlık düzenlemesi yine sıkıntılı bir ifade olarak karşımıza çıkmakta. Meslek örgütlerinin görüşüne yer verilmelidir.

(7) İşveren gerekli risk değerlendirmesini yapmış ise buna karışılmamalıdır. Bu uygulama işverenin sorumluluğundadır. (Ucuz, uygulanabilir ve anlaşılabilir olma noktasında sorunlar yaşanabilir.) Bunun yanında ceza noktasında da sıkıntı yaşanmaktadır. (Boya fabrikalarına da 3000, ufak çaplı bir bakkala da 3000 tl ceza öngörmesi.) Denetimin kimler tarafında yapılacağı, denetim ve değerlendirme süreçlerinin ticarileşmesini doğurmaktadır.

-Ayrıca risk değerlendirmelerinde esas maddelerin bakanlıkça hazırlanması ve madde olarak eklenmesi gereklidir.

Madde 9;  

2, 3, 21) Ciddi, yakın, önlenemeyen tehlike kavramları yerine ‘‘işçinin yaşamsal, fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit eden durumlarda’’ ifadesi eklenmelidir.
 
Madde 10;    

- Talebin reddedilmesi durumunda öneri olarak, iş müfettişliği denetimine yer verilebilir. Bakanlığın iş müfettişlerini yönlendirerek durumun sonuçlandırılması.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSG Yasa Tasarısı Atölye Toplantısı – 3 

Tarih: 20 Mayıs 2012 Pazar 
Saat: 13.00 – 19.00
Yer: Kimya Mühendisleri Odası Kadıköy Toplantı Salonu
Sunum: Berna Güler-Müftüoğlu

Atölye çalışmasına 14 kişi katıldı…

10.Madde Devamı;      

(1) Kurul mekanizmasının tartışılması

(5) İşin devam etmediği zamanlarda nedensellik çerçevesinde meydana gelen olaylar da iş kazası sayılmalıdır. (örn. Grev sürecinde)

-Ayrıca madde bu kadar uzun tutulmamalı ve olabildiğince net ve açık bir şekilde işçinin sağlık ve güvenliğini tehdit eden durumlarda işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı vardır denilmelidir. Bunun yanında reddetme sürecinin de nasıl işleyeceği, hangi boyutlarda neyin reddedileceği, kimin işi durduracağı vs. açık bir şekilde belirtilmelidir.

(3) Yaşamsal bütünlüğe tehdit ( Ciddi ve yakın tehlike kavramına karşılık olarak) oluşturacak bir riskle karşılaşıldığında

Madde 11;

- Madde genel anlamda bildirimin gerçekleşmemesi durumunda herhangi bir yaptırım sunmamaktadır. Sadece bildirmekle yükümlüdür denilmesi somut alanda bir karşılık bulmayacağından dolayı çkartılmalıdır.

- Ayrıca madde zaten risk değerlendirme süreçlerinde tanımlanmış olan ramak kala kavramını tekrar ele almaktadır.

Madde 12;

(1a) Daha önceki mevzuata göre yaşanan sıkıntıyı çözmektedir. Ancak (2)’de yer alan ayrımın sadece tehlikeli ve çok tehlikeli şeklinde yapılması az tehlikeli işlerde çalışanların rapor almadan işe başlayabileceği bir süreci doğurmaktadır. Bu nedenle (2) kaldırılmalı ve bunun yerine bütün tehlike sınıfları kapsama alınmalıdır. Ayrıca madde sistematik olarak da hatalıdır çünkü rapor işyerine değil işçiye özel olarak düzenlenmektedir. Bu nedenle (2) tamamen kaldırılarak (1a)’ya ekleme yapılmalıdır.

- Aynı zamanda bu raporlar işi bilenler tarafından verilmelidir. İşyeri hekimi işin analizini yaparak, yapılan iş için nelerin gerekli olduğunu ortaya koymalı ve bunu yorumlayacak niteliğe sahip olmalıdır.

- Gizlilik noktasında ise belirlenen herhangi bir hastalık işyeri hekimine bildirilmeli, ancak işyeri hekimi bu bildirimi işverene aktarmamalıdır. İşyeri hekimi sadece çalışıp çalışmayacağını belirtmelidir.

(5) Bu maddenin de bulunup bulunmaması bir değişiklik getirmemekte (özen gösterir denilmesi muallak bir tanımdır)

Madde 13;

- Bilgilendirmenin davranış değişikliğine neden olmaması bunun eğitim sayılamayacağı sonucunu doğurmaktadır.  

- Ancak maddenin tanımlanması, ölçüm ve değerlendirme ortaya koyması, eğitimi verecek kişileri düzenlemesi anlamında olumlu bir özellik taşımaktadır.

(2a) En kısa sürede bilgilendirir ifadesi yerine, işe başlamadan önce denilmesi gereklidir

Madde 14;

- Esasında ‘‘ işçilerin yönetime katılması ve iştişare yapılması’’ ifadelerinin bulunması ve maddenin gerekçesinde yönetime katılma kavramının bulunması

(5). fıkra olarak katılıma ilişkin kurul tanımlanması yapılması, (kurulun bulunmadığı yerlerde)

Madde 15;

(2c) Ciddi ve yakın tehlike kavramının yerine, yaşamsal bütünlüğü bozacak tehlike olarak değiştirilmesi

Madde 16;

- İş güvencesi ile ilgili olarak sendika işyeri temsilcisinin güvencesi getirilmelidir.

- Sendika işyeri temsilcisinin İSG temsilcisi olarak tanımlanması sıkıntı yaratabilir. (Örgütlenme açısından değerlendirme yapılması vs gibi) Ayrıca bir işçiye 2 ayrı görev yüklenmesi ve sendika temsilcisinin büto elemanı vs gibi alana uzak konumlanması gibi durumlarda İSG’nin sağlanmasında problem yaratabilmektedir. Bu nedenle İSG ve sendika temsilcisi ayrı olarak görevlendirilmelidir. Yada en fazla 1 temsilcisinin İSG temsilcisi olarak görev almasına izin verilmelidir.

(6) Tamamen kaldırılmalıdır.

(1) Atama yolu ile görevlendirilir yerine, sadece seçim yolu ile görevlendirilir ifadesi getirilmelidir.

Madde 17;

- Bu alanın bağımsız bir alan olarak hareket edebilecek bir yapıya dönüştürülmesi ve sosyal tarafların dahil edildiği bir üst kurula dönüştürülmesi ve bu alandaki idarenin bu kurul tarafından üstlenilmesi gereklidir. Bağımsız bir üst kurul bulunması yönlendirmeleri en aza indiren bir unsur oluşturabilir.

- Aynı zamanda iş bileşenleri de değişmelidir.

- Bütün düzenlemelerin takip edilmesi ve uygulamaların güncellenmesi adına bir organizasyon oluşturulmalı ve bu organizasyon belirlenen üst kurul adına çalışmalıdır.

- Ayrıca kurulun en az % 50’si işçi sınıfının temsilcilerinden meydana gelmelidir. Kanunda belirtilen model katılımcı olmayan Bakanlık kontrolünde bir modeldir. Daha demokratik bir kurul oluşturulması adına çeşitli katılımcılar yer almalıdır. Ayrıca kurul kararlarının tavsiye niteliğinde olması tartışmalıdır. Kurul kararları tavsiye niteliğinde değil, bu alanı kamusal hak temelinde yönlendirecek nitelikte olmalıdır. Aynı zamandabu alanın çok parçalı halde olması uygulamada sorunlar meydana gelmesine neden olmaktadır. Etkin bir kurul uygulaması bu anlamda önemlidir.

Madde 18;

(1) ‘‘Aynı alanı birden fazla işverenin paylaşması’’ tanımı belirsizdir. Burada vurgulanan eğer alt işveren ilişkisi ise esas işveren buradaki düzenlemeleri yapmakla sorumludur. Sürecin bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğinden koordinasyonun düzenlemesi asıl işveren tarafından gerçekleştirilmelidir.

(2) Yönetim tarafından sağlanır tanımı sorunludur. İşveren temsilcilerinin oluşturduğu bir yapının ortaya çıkmasına neden olabilir.  Ayrıca çok farklı işyerleri bir araya koyulmuştur. Aynı bina içinde olanların yönetimce tanımlanması, ancak organize sanayi bölgeleri gibi alanlar bu koordinasyon dahilinde tutulmamalı ve metinden çıkarılmalıdır. Aynı zamanda koordinasyonun nasıl sağlanacağına dair yönetmelik maddesi getirilebilir.

Madde 19;

(2) Asıl işveren tarafından kurulur denilmelidir. İşyeri bütünlüğü dikkate alınmalıdır. Aynı zamanda bu madde de sadece sayısal bir sınıflandırmanın yerine tehlike sınıflandırması düzeyinde bu kurulun kuruluşu gerçekleştirilmelidir.
 
- Kurul saptanan hususların hayata geçirilmesi ve sistematik bir yapı kazanmasında bir araç konumunda olmalıdır.

- Aynı zamanda birden fazla kurul kurulabilmesi kurulun işlevine zarar verebileceğinden tek bir kurul ile sınırlandırılmalıdır ve bütün düzenleme tek işyeri kapsamında ele alınmalıdır. Ayrıca ayrım yapılmaksızın bütün çalışma ortamlarında bu kurulun bulunmasının gerekliliği vurgulanmalıdır.

Madde 20;    

(2) OSGB’lerde denetim yapmaya Bakanlık yetkilidir yerine yine iş müfettişlerinin denetimi getirilmelidir. (2) tamamen çıkartılacak, (3)’e kontrol ve denetim Bakanlık iş müfettişlerince gerçekleştirilir ifadesi yerleştirilecektir.

Madde 21;

(4) Acil müdahale kavramındaki ‘acil’in çıkartılması

(7) ‘‘İşsiz kalan çalışanlara ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere ücretlerini ödemek veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere nitelikleri doğrultusunda başka bir iş vermekle yükümlüdür’’ olarak düzenlemelidir.

(9) Askeri iş müfettişlerinin durumunun tanımlanması

Madde 22;

- İşyerinin büyüklüğü, tehlike durumu vs. ile ilişkilendirilmelidir.

- Ayrıca sadece idari para cezaları yeterli olmayabilir. Bu nedenle yaşanılan olayların ticaret siciline işlenmesi veya ticaretten men gibi alternatif yöntemler geliştirilebilir.

Madde 24;

(1) Alkollü içki yerine, sarhoş yada uyuşturucu madde almış olarak ifadesi getirilmelidir.

Madde 26;

- Sadece ilgili bakanlıkların değil, bütün ilgili kuruluşların görüşü alınarak düzenlenir ifadesi kullanılmalıdır.

- Aynı zamanda tehlikeli işler yönetmeliğinin düzenlenmesi (12 yaş altının ceza ehliyetinin bulunmaması ve çıraklık yaşının 9 yaşına inmesi) 14 yaşın altındakilerin üretim alanına sokulmaması ve iş kanununda bu maddelerin düzenlemesinin yapılması.

Madde 27;

1a) Madde eğitim yükümlülüğünü kaldırmamakta ancak eğitim verme yükümlülüğünü kaldırarak piyasalaştırılmasına olanak tanıyor 

Madde 28;

(2) 3 yıl zaman süresi değiştirilmeli ve olabilecek en kısa süreye indirilmelidir. Çünkü bu zaman süresi ile beraber çalışanların çok büyük bölümü 3 yıl boyunca kapsam dışında kalmaktadır.

Geçici Madde 5;

- TMMOB ve TTB’nin görüşleri alınmalıdır.

GENEL GÖRÜŞLER ( Bu yasaya neden ihtiyaç var? )

1) Yasa içsel değil, dışsaldır.

2) Alanı piyasalaştırmakta ve metalaştırmaktadır.

3) İşverenin sorumluluğunu dağıtmaktadır.

4) Hak olanı hizmet kapsamına almıştır.

5) Kavramlar ve tanımların anlamlarının içeriğini değiştirmektedir.

- Temel nokta eski yasanın hem daha koruyucu bir özellik taşıması hemde eski yasanın dahi uygulanma noktasında sorun yaşanması dikkat alındığında böyle bir yasaya ihtiyaç olmadığıdır.

- Yasa ile beraber yeni kar alanları tanımlanmakta ve uluslararası tekellerin Türkiye distirbütörlerinin yayılmasına olanak tanımaktadır

- Kümeleşme ve flexsecurity felsefesi ile uyumlu uygulamalar getirmektedir.

- Aynı zamanda emeğin değersizleşmesine olanak tanımakta ve emeğin ucuzlaştırılmasına ve dışarıda tutulmasına yönelik politikaları içermektedir.

- Bu yasa iş cinayetlerini ve kazalarını engelleyici bir düzenleme içermemektedir. Neoliberal bir felsefe ile kaleme alınmıştır ve buradaki düzenlemeler en iyi hali ile bile pratik alanda karşılık bulamayacak ve özsel bir değişikliğe neden olmayacaktır. Varolan geriye gidişi tanımlamaktadır.

- Devlet pratik alanda uygulamaları hayata geçirecek önemleri geliştirmeli ve kapitalist iş çerçevesinde işçiyi korumaya yönelik önlemler almalıdır. Aynı zamanda bağımsız kuruluşların sürece dahil olmasını sağlayacak bir çerçeve geliştirilmelidir.

- İş müfettişlerinin sayısının azlığının altı çizilmeli, devletin bu görevini yerine getirmediği vurgulanmalıdır. 

- Meslek hastalıklarının saptanması noktasında yetersizlikler söz konusudur. Bu nedenle hızlı bir şekilde Meslek Hastalığı Hastaneleri kurulmalıdır.

- Yapılan yeni düzenlemeler giderek işçi kavramını kullanmaktan kaçınmakta ve yerine çalışan kavramını ön plana çıkarmaktadır.

- İSG düzenlemeleri dikkate alınmadan yaşanılan kazalar ‘‘bireysel hatalara’’ indirgenmektedir.

- Ayrıca süreç içinde devletin işveren, denetleyici ve yaptırımcı olarak rolü tartışılmalı, yasayı çıkarma sürecinde hangi yolları kullandığı, iş kazası ve cinayetlerini nasıl değerlendirdiği tartışılmalıdır.

- Yasa ile beraber tekelleşme süreci de meydana gelecek ve sermayenin de kendi arasındaki rekabet söylemi önemlidir.

- Bütün bu gelişmelerin yanında kamu çalışanları açısından kapsamın genişletilmesi önemlidir.

- İş yasası, Sendikalar yasası ve bu yeni yasa ile beraber Türkiye’nin kapitalizmle olan ilişkilerinde yeni bir seviye tanımlanmaktadır.

- Yasanın bu yönü ile çıkışı peşinden gelecek olan yönetmeliklerinde aynı felsefeye sahip olması sonucunu doğuracaktır.

- Sadece iş cinayetlerinin üzerinden değil, aynı zamanda iş cinayetlerine teşebbüs suçunun da canlı tutulduğu vurgulanmalıdır. İş cinayetlerinin artışı gösterilip, iş cinayetlerini engelleyeceği söylemi ile bu cinayetleri daha da fazla arttıracak yeni bir düzenleme yapılmakta ve sermaye birikimini sürdürülebilir bir cinayet ve hastalık sistemi kurularak sağlamak hedeflenmektedir.

- TMMOB ve TTB’nin görüşlerine atıflar yapılarak açıklamalar düzenlenmeli ve yeni süreçle beraber 1970’lerden bu güne nasıl kayıpların yaşandığı göz önüne serilmelidir. Bunun yanında bireysel kaza söyleminin arkasındaki işçi profili ( asgari ücret düzeyi, uzun çalışma saatleri vb. kazaya neden olabilecek durumlar) ile de süreç ilişkilendirilmelidir.