Y a n g ı n  K u l e s i

 

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

www.guvenlicalisma.org

 

23 Haziran 2012

 

 “İş Sağlığı ve Güvenliği” Yasası Çıktı: “İş” devam etmeli, ne olursa olsun...

Büyük cankayıplarının yaşandığı “kazalar”, Eskişehir, İstanbul, Diyarbakır ya da Zonguldak tüm kentlerde hızını kesmeden sürüyor. İnşaat, makine, kimya, tekstil veya tarım, tüm sektörlerde irili ufaklı çalışırken canını yitiren genç, deneyimli, kadın, erkek pek çok işçinin yaygın ya da yerel medya haberlerine konu olduğunu görüyoruz. Bu derece görünür bir hızla yükselen iş cinayetleri bazılarımız için acı, şaşkınlık ve yeri doldurulamaz bir boşluk yaratırken, küçük bir azınlık için bir kâr kapısı olarak görünüyor. Ve onlar artık bekledikleri yasal temele kavuştular:

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı TBMM‘ye sevk edilerek 19 Haziran 2012 gecesinde, bir fazla mesai ile yasalaştı. Cumhurbaşkanının onaylamasını takiben yasanın farklı maddeleri farklı tarihlerde yürürlüğe girecek. Yasanın en önemli yeniliği olarak gösterilen kamu kurumlarıyla, 50 kişinin altındaki işyerlerinin bir kısmında 2 yıl, işyerlerinin bir kısmında ise 1 yıl sonra yürürlüğe girecek. Yasa, Cumhurbaşkanının onaylamasını takiben ağır tehlikeli işlerde 1 yıl, az tehlikeli işlerde 2 yıl sonra yürürlüğe girecek.

Ayrıntılı haber için tıklayınız.

İşçi sağlığı ve güvenliği konusunda çalışan akademisyenler, mühendis, hekim odalarından ve sendikalardan temsilciler ile kazalarda yakınlarını kaybetmiş aileler ve işçilerden oluşan meclis olarak tasarının ortaya atıldığı günlerde üç atölye düzenledik ve tasarıyı enine boyuna tartışmıştık. Ayrıntılı olarak aşağıdaki linkte bulunabilir:

(http://guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=3206:istanbul-isci-sagligi-ve-is-guvenligi-meclisi-isg-yasa-tasarisi-atolye-toplanti-notlari&catid=142:yangin-kulesi&Itemid=229)

Değerlendirmemiz tasarıya ilişkindi, ancak tasarı da önemli ölçüde yasalaşmıştır:

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı, iş nedeniyle zarar görebilecek işçiyi değil işi korumayı odağına alan bir yaklaşım ile kurulmuştır. Sürdürülebilir cinayet ve hastalık sistemi genel perspektifi kurgusu ile hazırlanmıştır. Dokuzuncu Kalkınma Planı, Ulusal Sanayi Stratejisi Belgesi, Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi ve güvenceyi esnekleştiren benzeri düzenlemelerle uyum içindedir. Maliyeti düşük kılma, hızı artan ve genişleyen üretim önündeki engelleri kaldırma kaygısı da tasarıyı belirleyen diğer etmenlerdir.

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak yasaya dair pek çok noktada eleştirilerimiz bulunuyor. Ancak genel perspektifi açısından dört temel noktada eleştirilerimiz toplanıyor:

1- İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin metalaşması ve ‘dışarıdan alınabilir bir hizmet’ haline gelmesi sürecinin derinleştirilmesi.

2- Kişisel hataların ön plana çıkarılarak ‘risklerin bireyselleştirilmesi’.

3- ‘İşgücü değil iş günü kaybını önlemeyi hedeflenmesi’ ve kayıt tutmayı da özelleştirerek işyeri imajının korunması.

4- Sürece ‘sendikalar, meslek odaları ve işçi katılım yolunun tıkanarak’ sınırsız sermaye tahakkümünün önünü açması.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne entegrasyonu ve 2001 sonrası yapısal dönüşümünün izleri, iş kazalarının artması ve görünür olması bahanesiyle varolan mevzuatın değişmesi fikri, 2005 yılından beri sürdürülen girişimleri ortaya çıkarmıştır. Yasanın çıkarılarak mevzuatta neden değişikliğe gidildiği sorusu bizce önem taşımaktadır. Bu sorunun cevabı ise yasanın adına ve kurgusuna bakılarak verilebilir.

Bu kurguyu oluşturan temel yaklaşımı, iş nedeniyle problem doğması halinde oluşan iş günü (işgücü değil) kaybını önlemeyi öncelikli kılmasıdır. Devlet hastaneleri yerine işverenin anlaştığı özel hastanelerde gerçekleşen tedavi, sürecin kaydının tutulmasını güçleştirdiği gibi, işçi açısından bedensel ve hukuksal sorunlara da neden olmaktadır. Yasa, bu alanı piyasalaştırmayı ve dışarıdan alınabilir bir hizmet olmasının yasal temelini oluşturmayı hedeflemektedir. Çeşitli danışmanlık şirketleri ile risk hesaplanması yoluyla önlenebileceğine inanılan riskler, aynı zamanda bir maliyet unsurudur. Bu açıdan devlet yaptırımlarının etkili olamadığı süreçlerde, iş verilen bir başka şirketin yaptırımının ne kadar olacağı sorusu cevaplanamaz. İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini bir maliyet yaklaşımı ile ele alan bu düzenleme ve zihniyet iş kazalarının temel nedenidir. Bu yasa hayata geçerse iş kazalarını azaltmak yerine daha da artıracaktır. Yapılması gereken sermayeden ve siyasi erkten bağımsız ancak yaptırım gücü yüksek bir denetim organının, şu anki haliyle iş müfettişliğinin, daha iyi yapılandırılması ve korunması ile iş müfettişlerinin sayısının arttırılmasıdır.

Yasa, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin piyasalaştırılması sürecini derinleştiren bir uygulama olarak ortak sağlık ve güvenlik birimlerini önermektedir. Çıkış nedeni küçük işletmelerin işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini alacak güçlerinin olmaması ve bu şirketlerin birleşerek bu süreci yönetebilecekleri kurgusudur. Küçük sanayi siteleri ve organize sanayi bölgelerinde şirketlerin işçi sağlığı ve güvenliği hizmeti satın alması ya da bir araya gelerek ortak sağlık ve güvenlik birimi kurmaları, bilginin gizlenmesi, sağlık sektöründeki özel firmalara büyük bir kaynak transferi ve işverenlerin işçi üzerindeki denetimlerinin çok daha yüksek boyutta gerçekleşebilmesinin önünü de açmaktadır. Ayrıca ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kurgusunda işçi sağlığı ve güvenliği, iş ve üretim planı yaparken tasarlanan ve üretimin her aşamasında ve anında dikkatle sürekliliği izlenen bir süreç iken, bu içsel konumu ortadan kaldırılmıştır. Bu oldukça tehlikelidir. Yine işyeri hekimlerinin de bu süreçte olumsuz etkilenecekleri aşikârdır. Bu açıdan piyasalaştırmanın derinleştirilmesine karşı düzenli kayıt tutulan birer meslek hastalıkları hastanesi ve iş konularına göre örgütlenen tam teçhizatlı devlet hastanelerinin bu üretim alanlarının yakınlarına kurulması elzemdir.

Biçimsel olarak ise yasada bulunan riskleri homojenleştirici yaklaşım kaldırılmalıdır. Bunun yerine sektörel ve yapılan işin niteliğine göre, değişen işçi sayıları belirlenerek risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Örneğin kimya atölyesindeki 9 işçi ile tekstil atölyesindeki 9 işçi aynı anlama gelmediği gibi farklı tedbirlerin de alınmasını gerektirir. Ayrıca işin riskleri işte kullanılan her şeyi, asıl iş yan iş, ana işveren alt işveren ayrımı yapmadan bir arada değerlendirmeli ve işyerinin içinde olduğu binanın diğer kullanıcılarını da dikkate alan yaklaşımlar sergilenmelidir. Zira büyük kazaları önleme politikasının zaruri olduğunu düşünüyoruz.

İş kazaları veya meslek hastalıkları, ihmal ya da görmezden gelme nedeniyle cinayete teşebbüstür. Zira iş kazası olayı işçi ve işveren arasında değil de sokakta birbirini tanımayan iki insan arasında geçtiği düşünüldüğünde, kasten öldürme suçu ile kişilerin yargılanacağı bir süreç ortaya çıkmaktadır. Yasada söz konusu yetki ve sorumlulukların işverenden işçilere, işçi sağlığı-güvenliği profesyonellerine ve personeline dağıtıldığını görmekteyiz. Bu durum iş kazası ve meslek hastalıkları nedeniyle açılan davalarda cezai sorumluluğun işin asıl sorumlusundan yani işverenden, hiyerarşinin alt düzeylerinde karar verme yetkisi olmayan çalışanlara kadar kaydırılması anlamına gelmektedir. İşverenin suçlanmasını ve maliyeti en aza indiren yaklaşımların bu alanda tamamlandığı bir yasa çıkarılmak istenmektedir. Oysaki işin planlaması ve iş için düzeneklerin oluşturulması esnasında işveren, işçilerin sağlığı ve güvenliğinden tamamen sorumludur. İşçi sağlığı ve güvenliğini esas alan bir iş planını ve sürecini kurgulamalıdır. Tüm tedbirleri de işin en başından, hem alt yapısal olarak hem de bireysel koruyucu tedbirler anlamında almalı ve bunun mümkün olduğu bir ortamın oluşmamasını görev edinmelidir. Ancak yasanın çeşitli maddelerinde, iş kazası ve meslek hastalıklarında açıkça görülen işveren sorumluluğu dağıtılmakta ve teknikerlerden kaza geçiren işçinin kendisine kadar suç dizisi oluşabilmektedir. İşçiyi ihbarcı haline getiren bir sistem yaratılmaktadır.

Yasa, işçilerin rekabetçi bir ortamda esnek ve yoğun çalışmalarını sürdürülebilir hale getiren bir iş sağlığı ve güvenliği düzenlemesini kurmaktadır. Bu haliyle İşçi sağlığı ve güvenliği, işyeri dışında planlandığı ölçüde işçilerin örgütlü mücadelesinin araçlarının kurulmasını ve bu alanda işçilerin kendileri korumalarını sağlayacak müdahalelerini de imkânsız hale getirecektir. İşçilerin iş arkadaşlarını ihbar ederek çalışabildikleri, onursuz ve haysiyetsiz davranışlara zorlandıkları ve işsizlikle tehdit edildikleri riskli bir iş ortamı bu düzenleme ile hazırlanmaktadır. Doğal olarak emek ve meslek örgütleri şeklen yasanın tartışılması süreçlerine çağırılmışlardır. Özellikle Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği sermaye ve iktidarın hedef tahtasında olmuştur. Yapılması gereken işyeri düzeyinden başlayarak ülke ölçeğine kadar işçilerin, emekçilerin kendi sağlık ve güvenlik haklarını koruyacakları katılım mekanizmalarının oluşturulmasıdır. İşçiler sağlıklı ve güvenli çalışma koşullarını mücadele ederek oluşturmalıdır.

Yasaya ilişkin ilk tepkiler, yasanın iş cinayeti durumunda “baş sorumlu” kıldığı mimar ve mühendisler ile hekimlerden geldi:

TMMOB: İş Sağ, İşveren Selamet! Peki, Ya İşçi?

Yasaya ilişkin diğer haberler:

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı kabul edildi

Günde 5 işçi ölümü meclise yetmedi: İşçilerin hayatı özel şirketlere emanet!

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hakkında özet bilgiler

500 lira ver yasayı öğren

İşçi ölümünün "kazası" olmaz - CHP

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi İSG Yasa Tasarısı Atölye Toplantı Notları

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı Genel Kurul'da görüşüldü

İşçi ölümleri böyle mi duracak?

'İş güvenliği' görüşülürken Meclis önünde iş cinayeti

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı - TTB

Ey işçi! İki yıl ölmemeye çalış!

EMO: İşçi Sağlığı ve Güvenliği Çalıştayı'ndan Uyarı

"İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Yasa Tasarısı" Üzerine - Ankara İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Bir Hizmet Değil Haktır - İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Hükümet yasayı katılımcı bir süreçle ve konuyla ilgili tüm tarafların görüşlerini dikkate alarak yaptığı açıklamasında bulunurken, hekim, mühendis, mimar odaları ile sendikaları bu “ilgili” tarafları arasında almadığı açıktır. İş cinayetlerinde yakınlarını yitirenlerin vicdan nöbeti devam ederken, iş cinayetleri nedeniyle oluşan yasal sürecin de işçi aleyhine işlemesi oldukça can acıtıcı. Ölen ya da yaralanan işçileri, iş kazalarından sorumlu bulma eğilimi ne yazık ki bilirkişi raporlarında istisna değil, genel eğilimi yansıtmaya başladı.

 

İş Cinayetleri:

Eskişehir'de 4 işçi yanarak can verdi

Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi karşısında bulunan Oto Tamirciler ve Tornacılar Sitesi'nde patlama meydana geldi. Makine imalatı için kiralanan, ancak kaçak olarak kimyasal madde üretimi yapıldığı belirtilen atölyede meydana gelen patlamada dört işçi yaşamını yitirdi.

Oto Tamirciler ve Tornacılar Sitesi'ndeki Zafer Akansoy isminde bir şahsın işlettiği atölyede saat 14.00 sıralarında bir patlama meydana geldi. Patlamayla oluşan yangında o sırada atölyede bulunan genç yaştaki dört işçi dışarı çıkamadı. Ahmet Uysal (23), İsmail Tünel (22), Umut Küçükarabacı (22) ve Melih Duran (27) isimli genç işçiler yanarak can verdi.

 

Manisa’da asansör kazası: 3 işçi öldü

Manisa'da 3 işçinin öldüğü asansör kazasında tutuklanan inşaat sahibi serbest

Üç cana üç kelepçe

Bursa'da temizliğe gittiği villa havuzunda öldü

"Ev İşçisi İşçidir"

Onlar ölüyor kimin umrunda

Her yıl sayısızca mevsimlik tarım işçisi yollarda geçirdikleri trafik kazalarında yaşamlarından oluyor. Kamyon kasalarında taşınan bu vahşet görüntüsü dün de tekrarlandı. Sêwaz’ın (Sivas) Dîvrîxî (Divriği) ilçesinde bir traktörün römörkunda tarlalara taşınan çok sayıda tarım işçisi, ölüme götürülürcesine taşındı.

 

İnşaat işçileri nasıl koşullarda çalışıyor?

Adana Valisi kayıp işçileri aramaktan vazgeçti

 

Kamu Emekçilerine Şiddet...

Onur’a sahip çıkmak suç!

Hekimler hala çözüm bekliyor

Sağlıkta şiddete karşı kampanya

 

Emek ve Meslek Örgütlerinden Açıklamalar / Etkinlikler...

"İşyerlerinde Baskı, Denetim ve Mobbing Konferansı"nda, mobbing ve mücadele yöntemleri konuşuldu

Madencilikte İş Kazaları ve Hukuksal Süreçler Çalıştayı düzenlendi

İstanbul Sultangazi'de işçi sağlığı ve güvenliği paneli

İzmir Aliağa'da işçi kurultayı

İkinci mobbing paneli yapıldı

Maden Mühendisleri Odası'ndan jeotermal sahada akışkan püskürmesine yönelik açıklama

Küresel Kapitalizm ve Sendikal Hareket

 

Söyleşiler, Makaleler ve Etkinlikler

Çalışma ve Toplum Dergisi: Göçmen işçilerin işçi sağlığına dair

Çocuk işçiliği ucuz istihdam stratejisinin parçası - F.Serkan Öngel

'İşçi ölümlerinin önlenebilir yüksekliği' - Erbay Yucak ile söyleşi

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası Geri Çekilmelidir - Haluk Altay

Harita İş Kolunda İş Kazalarının Analizi ve Değerlendirilmesi - Müge Özgüven

Ölmeye Doğanlar - Fatih Yaşlı

Türkiye'de iş kazaları ve işçi ölümleri - Ali Tolga Özden

Anaların Ortak Acıları - Özgür Hüseyin Akış

Gölge Tiyatro Topluluğu'ndan 'Kan Parası'

Tarım işçilerinin ölüm yolculuğu - Murat Yazmacı

Güvencesiz Kürt, güvencesiz emektir - Murat Işık

On yılda 11 bin işçi öldü - Şükran Soner

 

Çevre ve Halk Sağlığı

Köylü kadınların HES öfkesi

Artvinliler maden şirketini kovdu

Hemşin'de ÇED toplantısı engellendi

Afyon Beyyazı taşocağı istemiyor

Danıştay hızlandırılmış HES yağmasına 'dur' dedi

'İçme suyuna HES mi olur?'

 

İşçi Aileleri

Selin Erdem davasında tanık sanığı yalanladı

'Yağma var ama hırsız ortada yok'

Dursunbey aileleri tazminatı kabul etti

Bayram Otel davasında geç kalınan karar

 

Dünyadan Haberler

Bosna Hersek'te maden ocağında zehirlenme: 2 ölü

Yeni bir Fukuşima felaketi kapıda!

Rusya'da vinç Çinli işçilerin üzerine düştü: 5 ölü, 11 yaralı

Tayvan'da toprak kayması: 2 ölü

Hindistan'da çelik fabrikasında patlama: 11 ölü

Hindistan'da işçileri taşıyan kamyon devrildi: 24 ölü, 25 yaralı

Brezilya'da 30 metreden düşen işçi öldü

Fransa'nın 'nükleer göçebeleri'

Ukrayna'da 2 işçi hayatını kaybetti

İtalya'da Deprem: 15 Ölü

 

Yangın Kulesi Aylık Bülteni İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi tarafından çıkarılmaktadır. Meclis hakkında ayrıntılı bilgi için bakınız:

http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=397&Itemid=214

 

Yangın Kulesi

 

Ayda bir elektronik bülten olarak yayınlanır.

Her ay başında ise aylık rapor ve basın açıklaması ile genişletilir.

Her türlü katkı, görüş ve eleştiri için: guvenlicalisma@gmail.com

Twitter hesabı: http://twitter.com/guvenlicalisma

Facebook hesabı: http://www.facebook.com/guvenli.calisma

" /> Yangın Kulesi / 23 Haziran 2012 / İSİG Meclisi E-Bülteni - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

Yangın Kulesi / 23 Haziran 2012 / İSİG Meclisi E-Bülteni

Büyük cankayıplarının yaşandığı “kazalar”, Eskişehir, İstanbul, Diyarbakır ya da Zonguldak tüm kentlerde hızını kesmeden sürüyor. İnşaat, makine, kimya, tekstil veya tarım, tüm sektörlerde irili ufaklı çalışırken canını yitiren genç, deneyimli, kadın, erkek pek çok işçinin yaygın ya da yerel medya haberlerine konu olduğunu görüyoruz. Bu derece görünür bir hızla yükselen iş cinayetleri bazılarımız için acı, şaşkınlık ve yeri doldurulamaz bir boşluk yaratırken, küçük bir azınlık için bir kâr kapısı olarak görünüyor. Ve onlar artık bekledikleri yasal temele kavuştular: İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı TBMM‘ye sevk edilerek 19 Haziran 2012 gecesinde, bir fazla mesai ile yasalaştı. Cumhurbaşkanının onaylamasını takiben yasanın farklı maddeleri farklı tarihlerde yürürlüğe girecek. Yasanın en önemli yeniliği olarak gösterilen kamu kurumlarıyla, 50 kişinin altındaki işyerlerinin bir kısmında 2 yıl, işyerlerinin bir kısmında ise 1 yıl sonra yürürlüğe girecek.