Cinayet, onur ve bir onursuz tablo - Aziz Çelik

Samsun’da 5 işçinin daha iş cinayetine kurban gitmesi  “Samsun'da kazan devrildi: 5 işçi öldü, 16 işçi yaralandı” şeklinde haberleştirildi.  Bu dil iş cinayetlerinde kanıksadığımız bir dil haline geldi. Oysa bu dilde ciddi bir sorun var. İşçiler doğal bir şekilde ölmüyor. Türkiye’de her ay 100’e yakın işçi kapitalist piyasanın acımasız cinayetlerine kurban gidiyor. Bu cinayetleri nötr bir dille kanıksamamak gerek. Onlar ölmüyor, öldürülüyor!

Samsun’da Cengiz A.Ş’ye ait Eti Bakır A.Ş’nin gübre fabrikasında amonyak tankının kapağı çöktü ve 350 ton ağırlığındaki kapağın altında kalan işçilerden 5'i hayatını kaybetti, 14 işçi yaralandı. Üstelik Samsun’daki ölümler  Eti Bakır AŞ’nin sahibi Cengiz Holding’in ilk vukuatı değilmiş. 24 Şubat 2012 tarihinde Adana Gökdere Köprü HES Barajı inşaatının derivasyon tüneli çökmüş ve 10 işçi sulara kapılarak hayatını kaybetmişti (sendika.org/yazi.php?yazi_no=49507).

5 işçinin ölümünün bir faili var. Ama bu failin amonyak tankının kapağı olmadığı açık.

Samsun’daki 5 işçi, Ekim ayındaki 78 işçi ve daha önce binlerce işçi iş kazası sonucu ölmedi. Onlar öldürüldü. Bu cinayetlerin failleri işçi sağlığı ve güvenliği için etkin önlem almayan işverenler, onları etkin biçimde denetlemeyen ve caydırıcı yaptırımlar uygulamayan siyasi iktidarlar ve güvencesiz-kuralsız çalışma rejimidir. Bu çalışma rejimin en tipik özelliği taşeron (alt işveren) uygulamasıdır. Nitekim Samsun’da yaşamını yitiren işçilerin de taşeron şirket bünyesinde çalışıyormuş.

Samsun’da 5 işçinin iş cinayetine kurban gitmesi yönetmen Ken Loach’ın Torino Film Festivali’nin düzenleyicisi Ulusal Sinema Müzesinde taşeron işçi çalıştırılmasını protesto etmek için kendisine verilen yaşam boyu onur ödülünü reddetmesi haberiyle aynı anda düştü ekranlara (Bu haber için sendika.org’a teşekkürler). Ken Loach ihaleyle insan çalıştıran bir kurumdan ödül almayı onuruyla bağdaştıramadı. Loach yerden göğe haklı. İhaleyle işçi çalıştırmak ve taşeron rejimi insan onuruyla bağdaşmaz. Tıpkı köleliğin ve işçi simsarlığının insan onuruyla bağdaşmaması gibi.

Peki Türkiye’deki şu tablo onurla bağdaşıyor mu?

 
 Yıl   Taşeron İşçi Sayısı (Bin) 
 2002 358
 2003  410
 2004 537
 2005 620
 2006 863
 2007 1115
 2008 1207
 2009 1008
 2010 1240
 2011 1550

 

Hep demir ağlarla olacak değil ya bu kez 10 yılda taşeronlarla ördük Türkiye’yi dört baştan! Son 10 yılda taşeron işçi sayısı 4’e katlanmış. Güvencesiz ve kuralsız çalışma bir kanser gibi çalışma hayatını sarmış. İş cinayetlerinin ezici çoğunluğu bu taşeron şirketlerde yaşanıyor. Fail belli!

Peki, bu ülkede ne zaman bir bakan iş cinayetlerinin utancından, vicdan azabından ve siyasal sorumluluğundan istifa ederek onurlu bir davranış gösterecek?