Kapak… - Belma Nur Kartal

Gömmeye geldiler. Adaletsizlerin Kalkındığı Parti’den… Bakanı, vekili, belediye başkanı, il başkanı… Bütün başlar, bütün gömücüler… Toplandılar beş çukurun başında… Ömründe görmedikleri bütün başların hepsini bir arada işte o gün görüverdi kefene sarılı canlar… Sordu imamlar:

- Nasıl bilirdiniz?
- İyi bilirdik!..

İyi bilirdi gömücüler, bir işçiye nasıl kıyılır. İyi bilirdi; kaç işletmede, tersanede, fabrikada, maden ocağında kaç bin işçi, cinayete kurban gitti. İyi bilirdi gömücüler, önce öldürüp sonra başına geçip ağlamayı…

Fatih… İki yıl önce evlenmiş, daha bir buçuk yaşında bir bebe bıraktı Aysun’a... Kendisi de bir yaşındayken anasız babasız kalınca dedesi ve dayıları büyütmüş Fatih’i… 6 ay olmuş canını alan işletmeye taşeron işçi gireli… Tıpkı, Güven gibi… 4 çocuk babası Hüseyin gibi… Hüsamettin emekli olmuş ama 5 çocuk babası, çalışmak zorunda… Kütahyalı Sadık gibi… İki erkek bir kız çocuğu varmış. Kızı Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Matematik Öğretmenliğinde… Sadık, kızını okutabilmek için gelmiş Samsun’a…

“Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Eti Bakır İşletmelerinde 22 Kasım Perşembe günü 14.30’da meydana gelen iş kazasında 300 tonluk amonyak tankı kapağının altında kalan 5 işçi öldü, 15 işçi de yaralandı” diye düştü kara haber ajanslara… Bir kapak… Tam 300 tonluk bir kapak; en yaşlısı 60, en genci 26’sında 5 taşeron işçiyi ezdi geçti. “Çok üzüldük” dedi patronlar…

Bir de işe gitmediği için hayatı kurtulanlar vardı. Ameliyat olduğu için raporlu olan kaynak ustası Savaş gibi… “Ölenlerden dördü yakın arkadaşımdı. Gitseydim ben de ölecektim. Tankın kapağı bir iskele üstündeydi, iskele sağlam değildi. Bize işin bitirilmesi için acele etmemiz gerektiği söyleniyordu durmadan” diye anlattı olup biteni…

İşletmenin önüne aktı haberle birlikte insanlar… İşçi dostları, yakınları, sendikacılar, haberciler… Polis barikat kurmuş Cengiz İnşaat’ın 2004’te satın aldığı Eti Bakır’ın kapısına, kimse bilmiyor içeride olup bitenleri… İşçiler konuşmuyor. İşletmede iş durmuyor; hem üretim devam ediyor, hem kapak altında işçi aranıyor. Hava kararıyor iyice… Beklerken 160 gün önce işletmeden atılıp fabrika önüne direniş çadırı kuran işçilerden biri yaklaşıyor kamerama… “Ben Bahattin Oruç” diye anlatmaya, ben de sormaya başlıyorum. “Eti Bakır işçisi ölmesin” diyor sık sık, “Hükümete bir mesajınız var mı?” diye sorduğumda, iyi giyimli biri ona yaklaşıp “Fazla konuşma!” diyerek gözden kayboluyor. Bir an duraklıyor Bahattin, “Kimdi seni tehdit eden?” soruma “İşletmeden bir yetkili, içerden…” diyor, Eti Bakır’ı göstererek…

Ertesi gün bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında yeniden işletmenin önündeyiz. Orada bulunan işçiler anlatıyor yürüyüş öncesi… “İş güvenliğini sağlayacak gaz maskesi, çelik burunlu ayakkabı yok abla.. Ambulans, itfaiye, işyeri hekimi bile yok. 5 Kasım’da da işletmede kamyon devrildi, bir işçi öldü. 8 yıl içinde 14 işçi öldü. Burası işçi öğütüyor abla… Patron sadece çıkarını düşünüyor, işçi ölmüş, şoför ölmüş onların umurunda mı?”

Birkaç gün önce Cengiz’in Eti Bakır’ında iş verilen taşeron Çel-Kon, Çel-Kon’un iş verdiği diğer taşeron firma, Eti Bakır İşletmeleri sorumlusu, formen sorumlusu, vinç operatörü olmak üzere gözaltına alınan 10 kişiden 2’si tutuklandı. Gerçek sorumlular, işçileri göz göre göre ölüme gönderen Eti Bakır patronu ve AKP dışarıda, ellerine bulaşan işçi kanıyla…

Yürüyüşe geçiyoruz, yağmur altında sırılsıklam oluyoruz. “İş kazası değil cinayet! Taşeron çalıştırma son bulsun!” yazılı kağıttan pankartımız da bizimle birlikte ıslanıyor. Yüreğimiz acıya, pankartımız yağmura teslim oluyor. Hep birlikte haykırıyoruz: “Katil AKP!..”

İş cinayetleri can almaya devam ederken 81 İlde İşçi Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tanıtımı yapıyor Kasım Özer… "İş kazaları ve meslek hastalıkları maalesef başımızı çok ağrıtıyor. Bazı çevreler iş kazalarını, iş cinayeti diye tabir etmeye başladı. Biz de ecdadımıza layık torunlar olarak, inşallah aynı gayretle gelecek nesilleri korumanın telaşı içerisindeyiz." diyor.

İşçiler ölürken utanmadan başının ağrısından yakınanlara sözümüz olsun; daha çok başınızı ağrıtacağız! İki elimiz de yakanızda, peşinizi bırakmayacağız! O kapak var ya o kapak… 5 işçinin altında bağıra bağıra can verdiği o çürümüş düzeninizin kapağını hiç unutmayacağız! Cinayete cinayet, katile katil demeye devam edeceğiz! Bizi siz değil, ecdadınız gelse susturamayacak! Bu da size kapak olsun!