(3) Elazığ Eti Krom işçilerinin hayatları karartıldı!

Elazığ'ın Alacakaya ilçesinde bulunan Eti Krom madenlerinin 2005 yılından sonra özelleştirilmesi sonrasında iddialara göre, 40'ı aşkın maden işçisi, oluşan kazalar ve göçükler sonucunda yaşamını yitirdi. Kaza ve göçüklerden sağ kurtulan yaralı işçiler ise, kaza geçirdikten sonra hiç bir hakları verilmeden ortada bırakıldı. 

Elazığ'ın Alacakaya (Gûlaman) ilçesinde bulunan Eti Krom madenleri 2005 yılında özelleştirilerek Yıldırımlar Holding A.Ş'ye ihale ile devredildi. Madenlerin özelleştirilmesinden sonra ise, bugüne kadar 40'ın üzerinde maden işçisi yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin çoğu ise, meydana gelen göçüklerden ve iş makinelerinden kaynaklı. Şirket bünyesinde en son 3 hafta önce stok biriminde çalışan bir işçi, kepçenin altında kalarak yaşamını yitirmişti. İlgili kurumların çalışma sahalarındaki denetimsizliğinin yanı sıra koruyucu iş kıyafeti ve ekipmanlarında var olan eksiklikler, işçileri ölümle burun buruna bırakıyor. Madende çalışırken kaza geçiren onlarca işçi de çeşitli yerlerinden yaralanmaları nedeniyle bugün çalışamaz durumda. Maden yetkililerinin bugüne kadar yaralanan işçileri sahiplenmemesi ve ihtiyaçlarını gidermemesi, işçilerin mağduriyetini daha da arttırıyor. Şirket'e ait maden ocaklarında çalışan 500'ün üzerinde işçi, güvenlik koşullarından yoksun iş koşulları ve emeklerini karşılığını alamadıkları için 20 Ağustos'tan bu yana iş bırakma eyleminde bugün. Söz konusu maden ocaklarında iş kazaları geçirmeleri sonrası mağdur edilen işçilerin anlatımları, maden ocaklarında yaşanan genel durumu da bir bakıma ortaya koyuyor.

'Sol ayağımı kullanamıyorum'

2005-2011 yılları arasında maden ocağında çalışan ve dinamit patlatılması sırasında oluşan göçük altında kalarak sol ayağından yaralanan ve 7 defa ayağından ameliyat geçiren maden işçisi Murat Şahin (30), yaralanmasından beri kimsenin kendisini arayıp, sormadığını söyledi. Şahin, "Kaza yaptığım sırada mühendisler ve taşeronlardan hiç kimse yoktu, çavuş dahi yoktu kaza yaptığım tarihte. Kaza yaptığımda hastaneye gittim. 2 gün sonra taşeronun oğlu geldi. Bana 'ifadeni yanlış ver, biz sana bakarız' dedi. Bende ifademi yanlış veririm, sakat kalırsam bana bakacakmışsınız' dedim. Oda bana 'Bayramdan bayrama sadece yiyecek gönderirim' dedi. Bunun üzerine olayı olduğu gibi anlattım. Bu yüzden de beni bir daha da hiç sormadılar" dedi. 

Hakkını aramak üzere mahkemeye başvurduğunda, ancak işvereninin kendisini aradığını ve davadan vazgeçmesini istediğini aktaran Şahin, kararından dönmediğini söyledi.

'Çalışma arkadaşlarım beni traktörle madenden çıkardılar'

1996 yılında maden ocağında işçi olarak çalışmaya başlayan ve 2006 yılında oluşan bir göçük sonucunda bedeninin alt kısmında oluşan sinir zedelenmesi yüzünden koltuk değnekleri ile yürüyebilen Muzaffer Aksoy ise, çalışmaya başladığı ilk yıllarda pek kaza olmadığını, ancak şirketin özelleşmesinden sonra birçok kazanın olduğunu söyledi. Aksoy, kendisinin çalıştığı bir yıl boyunca gözlerinin önünde çok sayıda arkadaşının oluşan kazalar sonucunda yaşamını yitirdiğini kaydederek, "10 yıl kadar burada çalıştım. Madende oluşan bir kaza sonucu sakat kaldım. Kimse gelip beni çıkarmaya bile kalkmadı. Çalışma arkadaşlarım beni traktörle madenden çıkardılar. O şekilde beni hastaneye götürdüler. Ambulans bile gelemdi beni almaya. Zar zor hastaneye yetiştirdiler. Bugün belki yaşamıyor olacaktım" diye kaydetti. 

Aksoy, 2 ay kadar hastanede kaldığını aktararak, şirket yetkililerinin kendisi ile fazla ilgilenmediğini belirtti. Aksoy, bundan sonra bu kazaların olmayışı için çaba sarf edilmesi gerektiğini ifade ederek, bu yüzden de işçilerin başlatmış olduğu iş bırakma eylemine destek verdiğini söyledi. 

'Biz ölmüşüz kalmışız kimin umurunda'

1987 yılında maden ocağında çalışmaya başlayan ve 2007 yılında yaşanan bir kaza sonucunda vücudunun alt kısmında felç oluşan ve yaşamını tekerlekli sandalyeyle sürdüren Orhan Küçük de, kendilerinin köle gibi çalıştırıldığını ifade etti. Küçük, "Bizler çok kötü koşullarda çalışıyorduk. Kara lastik ile madende krom çıkarıyorduk. Kimse bizim o halimizle ilgilenmiyordu. Yetkililer kendi paralarına bakıyor. Biz ölmüşüz kalmışız kimin umurunda. Ben onların işinde çalışırken kaza geçirdim. Ancak bana bir tekerlekli sandalye bile almadılar. Bugün kullandığım sandalyeyi de bana arkadaşlarım satın aldı. 20 yıl çalışmanın bedeli bu mu olacaktı" dedi. 

Yaşamını kaybedenlerden bazıları

Alacakaya'da bulunan maden ocağında çeşitli tarihlerde yaşamını yitiren bazı işçilerin isimleri şöyle: "Mustafa Aksöz, Abdullah Türker, Eyüp Komi, Hanifi Çetin, İlhami Taber, Ramazan Bozkurt, Veysi Bektaş, Orhan Tekdemir, Emrullah Yılmaz, Abdullah Yaşaroğlu, Ağa Şahinoğlu, Naci Yücel, Mehmet Bulut, Ayhan Aydoğdu, Nusret Demirtaş, Hasan Ünlü, Ferhat Türker, Ferit Kaya, Mehmet Kurt, Hacı Katar." 

İşçilerin anlatımları üzerine konuya ilişkin ısrarla ulaşmaya çalıştığımız Yıldırımlar A.Ş'nin İstanbul'daki merkez bürosu ve Elazığ'da ETİ-KROM A.Ş. çalışanları, yetkililerin şirkette bulunmadığı gerekçesiyle söz konusu iddiaları cevapsız bıraktı.