(3) Madenciler umudu kazıyor! Yeraltı da yerüstü de karanlık

Bugün 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. 21. yüzyılda hâlâ 18. yüzyıl vahşi kapitalizm koşullarını aratmayan şartlarda çalışan maden işçilerinin, 'kutlanacak' bir bayramı yok. 4 Aralık dünyada ve ülkemizde madenciler günü olarak kutlanır.

İnanışa göre Roma döneminde baba zulmünden kaçan Santa Barbara adlı bir genç kız 4 Aralık'ta İzmit'te olduğu söylenen bir mağaraya sığınır. Bu sığınma kutsal sayılır ve maden işçileri Santa Barbara'yı bir azize olarak anıp, kendilerini koruduklarına inanırlar. O tarihten bu yana 4 Aralık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde madenciler günü olarak anılır.

11 ayda 77 ölüm

2013 yılı madenciler için yine kara bir yıl oldu. 2013 yılının ilk 11 ayında ise en az 77 maden işçisi yaşamını yitirdi. Çalışma Bakanlığı verilerine göre, 2001-2011 arasında 12 bin 418 işçi öldü, bunların içinde 1983-2011 yılları arasında meydana gelen maden kazalarında 647'si maden işçisiydi. Maden iş cinayetlerinin yarısı, devlet ve özel şirketlerin göz yumduğu kaçak maden ocaklarında meydana geliyor. Sigortasız, düşük ücretle ve daha ucuza maden çıkarılması, hem hükümete hem de özel şirketlere çok daha cazip geliyor. Madencilerin ölümle 'beşik kertmeği' olarak yansıtılmaya çalışması da maden cinayetlerindeki başat faktörlerden en önemlisi.

'Metrenin ederi; ağır bedeli'

Madenciliğin genetiğine aykırı olan taşeron firmalarda (inşaat, yapı gibi) çalışan işçiler asıl işçilerle aynı işi yapıyor ancak çalışma koşulları farklı. Taşeron firma, ilerleme usulü çalıştığı için işçiler de bunun üzerinden maaş alıyor. Ne kadar metre ilerlerse o kadar para alıyor. Ama daha fazla 'kâr' için ilerleme endeksli çalıştırıldıkça işçiler, ölüme bir o kadar daha yaklaşmış oluyor. Sönen ocakların, kaybedilen hayatların, yok edilmeye çalışılan ekmek teknesinin sorumluluğunu almamakta ısrarcı olan hükümete en iyi cevabı sanırım Muğlalı maden ve enerji işçileri veriyor: "Cezaevleriniz korkutamaz, siyasetçi katili yapmayın bizi..."