Taksim'de iş cinayetlerine karşı ‘vicdan nöbeti’

 
‘Adalet arayan işçi aileleri’ eylemlerine 35. nöbetle devam etti. Bugün saat 12.30'da Taksim Meydanı'nda toplanarak Galatasaray Lisesi'ne yürüyüş düzenlendi. Polis bir kez daha hak arayanlara tahammülsüzlüğünü göstererek ailelerin meydanda toplanmasını engelledi. Yer yer işçi ailelerini iten polisler meydanın yasak olduğunu söyleyerek kitleyi Fransız Konsolosluğu önüne kadar götürdü.

Aileler burada “İş kazası değil cinayet! Önce ekmeğimize kast ettiler şimdi de canlarımıza, vahşet Ermenek ve Isparta'da devam ediyor!” pankartını açarak yürüyüşe başladı.

“Sorumlular belli adalet istiyoruz!”, “Fıtrat değil cinayet!”, “Çalışırken ölmek istemiyoruz!” sloganlarını atan kitle çeşitli işçi katliamlarını hatırlatan dövizler taşıdı.

Yürüyüş sırasında tarım ve maden işçilerinin sıkça iş cinayetine kurban gittiğine dikkat çekildi. Patronların ve hükümetin iş cinayetlerinin sorumlusu olduklarına vurgu yapıldı.

Galatasaray Lisesi önünde varıldığında, 17 yaşındayken iş cinayetine kurban giden Eren Eroğlu'nun dün ölüm yıldönümü olduğu anımsatılarak eylem başladı. Isparta ve Ermenek'teki işçilere adanan eyleme Davutpaşa ve OSTİM/İvedik patlamalarında, Soma'da, Van Bayram Otel'de, Esenyurt çadır yangınında yakınlarını kaybeden işçi aileleri katıldı.

Eylemin açıklamasında iş cinayetlerinin sürdüğüne ve süreceğine dikkat çekilerek şunlar ifade edildi: “İşverenler ve denetim yükümlülüğü olanlar, yasal mevzuatımızda ifade edilen 'işçi sağlığı ve iş güvenliği hükümleri' gereği olan iş güvenliği önlemlerini 'ticari faaliyetinin başından beri almama' ve 'ölümlerin meydana gelmesine sebebiyet verme', 'yasal yükümlülüklerini yerine getirmeme' ve 'görevlerini ifa etmekten kaçınma' nedeniyle asli sorumludurlar.”

Sunumu Express gazetesinden Merve Erol’un yaptığı eylemde işçi aileleri görüşlerini anlattı.

“Paran kadar adalet!”
Ermenek'ten bir işçi yakınının ses kaydının dinletildiği eylemde Eren Ereoğlu'nun abi ve ablası söz aldı. Kendileri için değişen bir şey olmayacağının farkında olduklarını, başka işçi aileleri aynı acıyı yaşamasın diye dava ve eylem sürecini devam ettirdiklerini söyleyen abi ve abla, kardeşlerinin büro elemanı olarak alındığı işten tabela montajına yollanmasına, sorumlu kamu kuruluşlarının yargılama dışında tutulmasına dikkat çekti. “Adalet paran kadar” diyen abi Eroğlu ikinci duruşmada kamu kuruluşları ve sorumluluğu bulunan Özel Doğa Hastanesi yönetiminin yargılanması için çabalarını sürdüreceklerini söyledi.

Davutpaşa patlamasında yakınını kaybeden Hakkı Güleç ise “örgütlü olmak lazım” diyerek iş cinayetleri sürerken sorumlular hakkında ceza çıkarmak için mücadelenin önemli olduğunu ifade etti.

Cem Emir'in kardeşi Sinem Demir ise iş cinayetlerine ilişkin yayın yapanlara değindi ve CNN Türk'ün programlarda yer vermesine rağmen eylemlere kayıtsız kalmasını eleştirdi. Doğan Haber Ajansı'nın tutumunu da teşhir eden Demir aileler olarak iş kazası tutanağı için harcadıkları çabayı aktardı.

Bazı ‘hukukçuların’ iki yüzlülüğü teşhir edildi
Soma'da yakınını da kaybeden ve 8 yıldır iş cinayetlerinde yakınlarını kaybedenlere hukuki destek veren Av. Berrin Demir ise bu konudaki iki yüzlü tutumları teşhir etti. Bursa Mustafakemalpaşa'daki madende ölen işçiler için açılan davada şirketi savunan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve önceki dönem başkanlık yapan kişinin Soma'daki açıklamalarının samimiyetsiz olduğunu söyledi. Demir, işçi aileleri olarak tüm davalarında işçiyi suçlayan bilirkişi raporları hazırlayan İTÜ yönetimiyle görüşmelerini de aktardı. İTÜ yönetiminden hesap sorduklarını belirten Demir, rektör yardımcısının raporları gözden geçireceklerini söylediğini ifade etti.

Eylem 13 Kasım'da Eren Eroğlu cinayeti ile ilgili davaya çağrı ile bitirildi.