Somalı mağdur madenci aileleri: TKİ yöneticileri mutlaka yargılanmalı

Soma davasının 5'inci duruşmasının 7. oturumu Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Duruşmada ilk olarak dün dinlenen tanık işçi Armağan Çetin'in ifadesinde adı geçmesi ve ifadelerde çelişki bulunması nedeniyle üretimden sorumlu maden mühendisi Vedat Eren'in ifadesi alındı.

4 yıldır madende çalıştığını belirten Eren, Çetin'in ifadesinin aksine olay günü 140 hava çıkışındayken telefonla izlemeden Olcay Erşin'in aradığını ve U3'ten duman geldiğini ve gidip bakmasını istediğini söyledi.

Olaydan sonra yalnızca dördüncü gün kurtarma çalışmasına girdiklerini söyleyen Eren, Çetin'in ifadesinde Cüneyt Suay'ın bandın üzerine ateş düştüğü ve yaktığı iddiasının da yanlış olduğunu belirtti. Kendisi üzerinde bir üretim baskısı olmadığını ancak ocakta belli bir üretim kotası olduğunu da söyleyen Eren, işçilerin prim alamamalarının aksine kotayı dolduramasa bile her ay kendi priminin arttığını da söyledi. Müşteki avukatlarının prim ve üretim konusundaki sorularına sanık avukatlarının itiraz etmesi dikkat çekerken, işçilerin primlerinin ödenip ödenmediği konusunda ise "Onu ben bilemem" şeklinde cevap verdi.

DOĞRU DÜZGÜN OCAĞA GELMİYORLARDI

Tanık Eren'in ifadesinin ardından ailelerin beyanlarına geçildi. İlk olarak konuşan ve madende oğlu Koray Karadağ'ı yitiren Cihat Karadağ, aynı zamanda kendisinin de 35 yıllık maden mühendisi olduğunu belirterek, bu şirketin farklı bir ocağında resmi taşeronluk yaptığını da söyledi. Sanıkların ifadelerinde Soma AŞ'nin kurumsal bir firma olduğunu iddia ettiğini söyleyen Karadağ, Can Gürkan, Ramazan Doğru, Akın Çelik gibi şirket yöneticilerinin doğru düzgün ocağa gelmediğini ve inmediğini ifade etti. Firmanın iş güvenliği konusunda uzman kadrolarla çalıştığını ifade etmesine ilişkin ise Karadağ, madende yalnızca 3 tane B belgeli uzman maden mühendisinin çalıştığını, bunlardan sorumlu olanın ise hiç iş güvenliği belgesi olmayan maden teknikeri Mehmet Ali Günayçelik olduğunu ve bunun da mevzuat gereği doğru olmadığını vurguladı.  

EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİ ÜRETİM ZORLAMASI

Olayın olmasındaki en büyük sebeplerden birisinin üretim zorlaması olduğunu söyleyen Karadağ, üretim zorlamasına bağlı olarak sıcaklık artışının en fazla yaşandığı S panolarının açıldığını, buranın ise 2010 yılında kaçış yolu olarak planlandığına dikkat çekti. Firma içerisinde 25 tane taşeron olduğunun altını çizen Karadağ, işçilerin neredeyse yüzde 85'inin taşerona bağlı olduğunu söyledi. Özel sektörde üretim baskısı ve para hırsı olduğunu belirten Karadağ, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin arka planda kalması ile birlikte bu tür olayların daha fazla meydana geleceğini de vurguladı. Sanık ifadelerini, dava dosyasını ve maden planını tek tek inceleyip üzerinde çalışma yaptığını ifade eden Karadağ, olay esnasında yangın olmayan yere su tutulması sonucu cenazelerin "haşlandığını" ve tahlisiye ekiplerinin zamanında müdahale etmediğini, içeride buldukları cenazelere yaralıymış süsü vermek için oksijen maskesi takarak dışarıya çıkardıklarını söyledi.

İŞÇİLERİN YÜZDE 85’İ TAŞERONA BAĞLIYDI

Sanıkların taşeron sistem olmadığı iddialarına cevap veren Karadağ, bu sistemin var olduğunu hatta bazı taşeronların ocağa inmeden 10 bin lira prim aldıklarını söyledi. Sanık ifadelerindeki çelişkilere değinen ve ELİ'nin işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda firmayı denetlediğini düşündüğünü söyleyen Karadağ, bu konuda TKİ yöneticilerinin de mutlaka yargılanması gerektiğini de belirtti.