Kozlu'daki iş cinayetinde hayatını kaybeden Hasan Bozacıoğlu'nun eşi Gül Ayşe Bozacıoğlu, madenlerdeki iş kazaları için "Gelsinler de bir çare bulsunlar artık" diye feryat ediyor. İki çocuğu yetim kalan Bozacıoğlu, devlete hakkını helal etmezken, "Onlar ne derse desin, ben hakkımı savunacağım" diyor.
Kozlu'da meydana gelen metan faciasında 8 ocağa ateş düştü. Onlardan birisi de Hasan Bozacıoğlu'nun evi. 43 yaşında hayata veda eden Bozacıoğlu, geride acılı bir eş ve iki çocuk bıraktı.
Yıllarca bulduğu işlerde çalışan Bozacıoğlu, 7 yıl önce "düzenli bir iş" diye Star Madencilik'te çalışmaya başladı. Ancak bu kez de sık sık maaşların ödenmemesi sorunu yaşadı. Patron ücretleri ödemedikçe, arkadaşlarıyla birlikte defalarca iş bırakma eylemi yaptı. Ayrıca bin 150 lira maaşla geçinemeyen Bozacıoğlu, ocaktan çıkıp ek işler yaparak evini geçindirmeye çalıştı.
Tüm bu çabaları, 7 Ocak'ta kendisiyle birlikte yok oldu. Ocaktan bu kez cansız bedeni çıkarıldı.
Şimdi eşi ve çocukları, evlerinde birbirlerinin acısını hafifletmeye çalışıyorlar. Kaza günü, giysileri yağmurdan ıslak olmasına rağmen, "Eşimi çıkarırlar da gözleri beni arar, bak Ayşe gelmemiş der" diye üzerini değiştirmek için evine gitmeyen Bozacıoğlu, iki gündür de eşinin kazağını üzerinden çıkarmıyor.
Fatih Sitesi Topbaşı Mahallesi'ndeki evinde taziyeleri kabul eden Gül Ayşe Bozacıoğlu, 10 ve 18 yaşındaki çocuklarını yanından ayırmazken, genç yaşta kaybettiği eşinin acısının yanında, iki çocuğu ile ne yapacağını düşünüyor.
GELSİNLER BİR ÇARE BULSUNLAR ARTIK
ETHA'ya konuşan Bozacıoğlu, sorumlulara hakkını helal etmiyor: "Benim kocam cebinde beş kuruş parası yokken göçtü. Acısıyla göçtü. Hiç parası olmadı ki zaten. Yığıldı borçları, yükü ağır gitti, yorgun göçtü. Ben hakkımı onlara hiçbir zaman helal etmiyorum. Onlar ne derse desin ben hakkımı savunacağım. Devlet bize sahip çıksın. Maaşımı en kısa zamanda evlatlarım için istiyorum. Ben çok ağladım televizyondan seyrederken, dediler ki 'şehitlerimizin ailelerine sahip çıkacağız.' Yalan, yalan... 'Bir daha burada göçük olmayacak' dediler, 'Biz oraya koşacağız, her zaman imdatlarına yetişeceğiz' dediler. Söylendiği gibi kalıyor. Bir daha bakılmıyor. Ben şimdi yandım, onların acılarını anladım ama bir daha olmasın. Benim evlatlarım yetim kaldı, kimseninki kalmasın. Gelsinler de bir çare bulsunlar artık. Gelsinler beni görsünler, acılarımı da paylaşsınlar. Devlet bütün herkese sahip çıksın."
Bozacıoğlu, epilepsi hastası 10 yaşındaki kızı için de kaygılarını dile getiriyor: "Benim yavrum hasta. Babası tedavi yaptırıyordu, İstanbula gidecekti. Ben neyle götürem? Ben devlete söyledikten sonra benim dermanımı verecek mi? Ben şimdi kiminle koşturacağım? Nerede, kim yetişecek? 'Tamam yapacağız' diyorlar, gelen yok, elde avuçta yok."
DÜNYADAN MURADINI ALAMADI
Bozacıoğlu, yaşadıkları yoksulluğu ise şöyle anlatıyor: "Bir lirası yoktu. Dolabından çamaşırları geldi. O eski çamaşırların cebinde bir lirası yok. Onun bunun eskisini giydi, ötekinin berikinin eskisini giydi çalıştı. Dünyada hiçbir şeyden muradını alamadı. Bir temiz çamaşır alıp da üstüne giyemedi. Çünkü yetiştiremedi. Senin kömürün geldi, gitti onu çekti, üç kuruş kazandı ek olsun dedi. Onun çektiği kömürle ısınıyorlar. Ocaktan çıktı da senin benim işimi gördü, eve beş kuruş katkı olsun dedi. Hepsini yaz, hiçbir şeyi noksansız yazma. Bu dediklerimi de yaz, herkes görsün. Benim dediklerimi, benim yandıklarımı hepsini noksansız yaz."
DAVA AÇACAKLAR
Hasan Bozacıoğlu'nun yine maden işçisi olan ağabeyi Mehmet Bozacıoğlu ise kazaya ihmalin neden olduğunu belirtti. TTK'da kadrolu olarak çalışan 24 yıllık madenci Bozacıoğlu, patlamanın aynı kuyuda çalışırken meydana geldiğini söyledi. Mehmet Bozacıoğlu, kardeşinin -360 kodunda, kendisinin de -425 kodunda çalıştığını anlattı.
Mehmet Bozacıoğlu, dava açmayı düşündüklerini, kendileri şikayetçi olmasa da kanunun bu işin peşini bırakmaması gerektiğini dile getirdi. Bozacıoğlu, "Ecel Allah'tan ama ihmal var" dedi.