3 yıldır Acil Tıp alanında ihtisas gören, bu nedenle kadrosunun bulunduğu Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil kliniğinde yoğun şartlarda çalışan Dr. Melike Erdem, bu hastanede yaşadığı sorunlar nedeniyle, görev yeri değişikliği talep etmiş ve birkaç ay önce geçici görev ile İstanbul (Samatya) Eğitim ve Araştırma Hastanesine geçmişti.
30 Kasım günü, Sağlık Bakanlığı’na ait “Alo 184 SABİM hattına yapılan bir hasta şikâyeti nedeniyle, önce savunmalarını sundu, ardından da Hastanenin 6. katına yönelerek, sessizce aramızdan ayrıldı.
Sonrasında; hastanedeki çalışma ortamı nedeniyle çok üzgün ve mutsuz olduğunu, mesleğine ve yaşamının bundan sonraki kısmına ilişkin kaygılı olduğunu, ardı ardına maruz kaldığı soruşturmaların, mevcut duruma dayanamayıp ardı ardına istifa eden asistanlar nedeniyle daha da ağırlaşan acil servisteki yoğun çalışma koşullarının, sık sık hasta ve hasta yakınlarının hakaret, tehdit ve fiziki şiddetine maruz kalmanın, aldığı maaşın ailesinden ayrı/tek başına yaşamaya olanak vermemesinin, üstelik Alo 184 SABİM hattına, kimi zaman isim-soyad ve imza dahi olmaksızın yapılan başvuruların hekimlerin kafasında demoklasin kılıcı gibi sallanmasının, tüm bunlara rağmen hiç takdir edilmeme, hocaları tarafından sürekli olarak azarlanma, eleştirilme halinin… neden olduğu büyük bir baskı ve stres altında olduğu ortaya çıktı.
Meslektaşımızın kaybı nedeniyle yaptığımız etkinliklerin yanı sıra, İstanbul Tabip Odası olarak;
· Uyguladığı sağlık politikaları ve yaptığı açıklamalar nedeniyle Sağlık Bakanı Dr. Recep Akdağ,
· İlgili mevzuat ile tıpta uzmanlık eğitimin çağdaş standartlarda verilmesini sağlamakla, güvenlik (şiddeti önemle) tedbirlerini almakla görevli olduğu halde, yoğun çalışma koşullarına, personel yetersizliğine, şiddetin açık hedefi hale gelmeye, eğitim-sizlik sürecine ilişkin hiçbir önlem almayan, görevinin gereğini yerine getirmeyen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi,
· Yukarıda sıraladıklarımızın yanı sıra SABİM’in aktardığı “şikayeti” en ufak bir süzgeçten geçirmeyip, doğrudan hekimden savunma istemenin vesilesi yapan, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi
hakkında şikayetçi olduk.
Biliyoruz ki bu yaşananın ortak adı “mobbing/psikolojik şiddet”. Faili ise “sağlık politikaları”dır.
Biliyoruz ki hekimler; performans sistemi, kötü ve yoğun çalışma koşulları, idarenin yoğun baskısı ve hasta yakınlarının şiddeti ile sarmalanmış durumdalar.
Tüm bunlar hem mobbingi yeniden üretiyor, hem sağlık alanında mobbingin var olduğunu, hem de yoğun olduğunu gösteriyor.
Asistanlara özellikle acil tıp asistanlarına istifa ya da intihar dışında seçenek bırakmayan bu sağlık sistemini; kimi zaman yaptığı görevlendirmeler, açtığı soruşturmalar, verdiği ikaz, uyarı ve/veya disiplin cezalarıyla, kimi zamansa hiçbir şey yapmayarak, müdahale etmeyerek “yürüten” idarecilerin,
Keza, Alo 184 SABİM hattını “iletişim” amacıyla kurduğunu belirttiği halde, bu iddianın aksine 184’ü; “sağlık çalışanını ispiyon” ve “sağlık çalışanını taciz” hattı olarak işleterek, hiçbir eleme olmaksızın hekim hakkından soruşturma açılmasının vesilesi/dayanağı haline getiren, yaptığı açıklamalarla verdiği demeçlerle meslek itibarını ayaklar altına alan, şiddete kapı aralayan, hekim emeğini değersizleştiren Sağlık Bakanı’nın, sadece hekimlerin ve sağlık camiasının vicdanında değil, yargı ve adalet önünde hesap vermesi gerekir.