Haberiniz var mı? 12 Haziran, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günüymüş! - Çiğdem Çağlayan

Niçin “mücadele ediliyor” da ortadan kaldırılması, yok edilmesi denmiyor hiç düşündünüz mü? Birlikte düşünelim…
Çocuk işçiliği tüm dünyada önemli bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Günümüzde çoğunluğu çevre kapitalist ülkelerde olmak üzere en azından 300 milyon çocuğun çalıştığı belirtilmektedir. Uluslararası ve ulusal düzeyde çocuk çalışmasının önlenmesine ilişkin projeler geliştirilmekle birlikte, kapitalist üretim ilişkileri içinde çocuk emeğinin ucuz işgücü kaynağı olması, ebeveynlerin işsizliği, yoksulluk, eğitim olanaklarından yoksunluk gibi nedenler çocukları çalışmaya itmektedir. Oysa çocukların çalışma yaşamı içinde yer almaları fiziksel ve zihinsel sağlıklarını olumsuz etkilemekte, kalıcı sakatlıklara ve hatta ölümlere neden olabilmektedir.
 
ILO’nun verilerine göre, tüm dünyada 5-17 yaş grubunda toplam 300 milyon civarında ekonomik olarak aktif çalışan çocuk bulunduğu tahmin edilmektedir.  Yaş grubu ve cinsiyete göre incelendiğinde 5-14 yaş grubunda 190 milyon çalışan çocuk bulunurken, erkek çalışan çocuk sayısı 171 milyondur. 5-14 yaş grubunda çalışan çocukların en fazla bulunduğu bölge Asya Pasifik bölgesi olurken, çocuk nüfusu içinde çalışan çocuk yüzdesi en fazla olan bölge Sahra-Altı Afrika bölgesidir (ILO;2006). Çocuk işçiliği yalnızca çevre kapitalist ülkelerin bir sorunu olmayıp merkez kapitalist ülkelerde de görülmektedir. Her ne kadar 2004 yılı istatistiklerinde gösterilmese de, 2000 yılı verilerine göre merkez kapitalist ülkelerde 5-9 yaş grubunda 800 bin, 10-14 yaş grubunda 1milyon 700 bin, 15-17 yaş grubunda ise 11 milyon 500 bin toplamda ise 13 milyon çocuğun çalıştığı saptanmıştır (IPEC, SIMPEC, 2002).
 
Türkiye’de çalışan çocuk sayısı Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları’na (2012), göre 6-14 yaş grubunda 292 bin kişi, 15-17 yaş grubunda ise 601 bin kişidir. Tüm çocukların %6’sı bir işte çalışırken çalışan çocuk sayısı 2006’ya göre artmıştır. Çalışan çocukların %49,8’i bir okula devam ederken, %50,2’si okula devam etmemektedir. Okula devam eden 6-17 yaş grubundaki çocukların %3,2’si ekonomik işlerde ve %50,2’si ev işlerinde faaliyet gösterirken, %46,6’sı herhangi bir faaliyette bulunmamaktadır. Bu yaş grubunda okula devam etmeyen çocukların ise; %34,5’i ekonomik işlerde ve %38,8’i ev işlerinde faaliyet gösterirken, %26,7’si herhangi bir faaliyette bulunmamaktadır. Çalışan çocukların %44,7’si (399 bin kişi) tarım, %24,3’ü (217 bin kişi) sanayi ve %31’i (277 bin kişi) hizmet sektöründe yer almaktadır.
 
Türkiye genelinde 6-17 yaş grubunda ekonomik işlerde çalışan çocukların haftalık ortalama fiili çalışma süresi 37.4 saattir. Kentsel yerlerde çocukların ortalama fiili çalışma süresi 51 saat iken, kırsal yerlerde bu 30.5 saattir. Bu durumda kentsel yerlerde çocukların büyük çoğunluğunun yasal çalışma süresinden daha fazla çalıştıkları söylenebilir. Haftada 7 saatten daha az çalışan çocukların oranı kentsel yerler için % 0.5 iken, 63 saatten fazla çalışan çocukların oranı % 18.5’tir (DİE, ILO, 1999).
 
Çocukların çalışma nedenleri arasında en temel olanı ailelerinin yoksulluğu olduğu kadar, patronlar açısından çalıştırılma nedenleri ucuz işgücü olarak görülmeleri, kolay yönetilebilir olmaları ve bazı işlerde çalışmaya elverişli olmalarıdır (IPEC, 2007). Çocuklar uzun sürelerle ve düşük ücretlerle çalıştırılmakta bu durum ise işveren açısından karlılığı artırmaktadır. Tıpkı sanayileşmenin ilk dönemlerinde olduğu gibi, günümüzde de kürselleşen ekonomi nedeniyle işgücünün daha ucuz olduğu coğrafyalara kayan uluslar arası sermaye için kadın ve çocuklar vazgeçilmez ucuz işgücü kaynağı konumundadır.  Bu konudaki en çarpıcı örnek uluslararası şirketlerin, spor malzemelerinin üretiminde işçilik maliyetini düşürmek için çocuk emeğine başvurmalarıdır. Şirketlerin kendi isimlerini gizlemek için işi yerli taşeronlara yaptırdıkları ve onların da işi evlere parçabaşı verdikleri bilinmektedir. Yapılan araştırmalar Türkiye’de de çocuk işçiliğinin büyük oranda küçük işletmelerde ve enformel sektörde yaygınlığını ortaya koymaktadır. Özellikle son dönemlerde kentte çocuk işçiliğinin yaygınlaşması, köyden kente göç, sanayileşme, kent yoksulluğu, enformel sektörün gelişimi, örgün eğitimin başarısızlığı gibi pek çok etmenin etkileşiminin bir ürünüdür (Duyar ve Özener, 2003).
 
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki özellikle erken yaşlarda çalışmaya başlayan çocukların fiziksel ve zihinsel sağlıkları olumsuz etkilenmektedir. Çocuklar büyüme ve gelişme devresinde oldukları için anatomik, fizyolojik ve psikolojik olarak yetişkinlerden farklı özellikler gösterir. Bu farklılıklar nedeni ile çalışma ortamından kaynaklanan tehlikelere karşı erişkinlere göre daha duyarlıdırlar. Çocukların sıklıkla çalıştıkları iş kolları olan, tarım, küçük ve orta ölçekli işletmeler, hizmet sektörü hatta ev işlerinde bile birçok kimyasal ve fiziksel etkene maruziyetleri söz konusudur. Örneğin tamirci çırakları genellikle kullanılan aletlerin temizliğiyle sorumlu olduklarından bunların temizliği sırasında kullanılan solvent ya da güçlü alkalilere maruz kalırlar. Bu ve benzeri toksik kimyasallar, toz, duman, gürültü, soğuk ya da sıcak gibi fiziksel etkenler, çeşitli biyolojik etkenler ve ergonomik etkenler çocukların sağlıklarını olumsuz olarak etkiler. Ayrıca iş yerinde kişisel koruyucu malzemelerin bulunmayışı, ya da çocuklara uygun olmayışı, ya da maruziyet sınır değerlerinin erişkinlere göre belirlenmesi gibi nedenler çocukların sağlıklarını olumsuz etkileyen diğer etkenlerdir (Forastieri V.2002).
 
Çocuk işçiliği emek sömürüsünün en ağır yaşandığı ve sonuçları itibariyle bir ülkenin geleceğini oluşturan çocukların sağlıklarını, geleceklerini hatta yaşamlarını yitirmelerine neden olan önemli bir insanlık sorunudur. Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması da acil ve ertelenemez önceliktedir. Bu sorunun çözümü için uluslararası sözleşmeler ya da yasaların varlığı yetmemektedir. Çocukları çalışmaya iten nedenlerin başında gelen ailelerinin yoksulluğunun ve ebeveynlerinin işsizliğinin önlenmesi bu alana ilişkin yapılacak en temel müdahalelerden biridir. Eğitimin tüm çocukların bir insanlık hakkı olduğu gerçeğinden hareketle her çocuk için ücretsiz, ulaşılabilir, nitelikli eğitim ortamı yaratılmalıdır. Çocuk işçiliğinin önlenmesi ile ilgili yasaların uygulanması için hükümetler ve demokratik kitle örgütlerinin politik kararlılık göstermesi gereklidir. Çocukların çocukluklarını çalışma yaşamanın dışında geçirmeleri ve bu dönemlerini öğrenerek, eğlenerek ve sağlıkla gelişerek geçirmelerini sağlamak hepimizin sorumluluğudur.