Hazine boşaldı, garanti köprüyü karşılayamadı - Rabia Yılmaz

İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakalarını birleştiren Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin yıllık geliri, geçiş garantisi ile yaptırılan 3. Köprü’yü yapan firmaya yapılan ödemeyi karşılamaya yetmiyor. Devlet, sözleşme gereği 3. Köprü’yü yapan firmaya ödemesini, iki köprünün yıllık gelirine 151 milyon 297 bin lira ekleyerek yapıyor.

Hizmete açılmasının üzerinden yaklaşık 6 ay geçen 3. Köprü’yü yapan ICA firmasıyla yapılan sözleşme gereği yılda 135 bin araç geçiş bedeli ödenmesi taahhüdü bulunuyor. Sözleşmede, yap-işlet-devret usulünce köprüyü yapan ve 10 yıl işletecek olan ICA firmasına yılda 147 milyon 825 bin dolar ödenecek. Dolar 3.60 liradan hesaplandığında ICA firmasına yıllık ödenmesi gereken rakam 532 milyon 170 bin liraya ulaşıyor.

Boğaziçi Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden 2016 yılında toplam 380 milyon 873 bin lira gelir elde edildi. Bu rakamdan yüzde 10’luk belediye payı ve yüzde KDV 18 çıkarıldığında da net 290 milyon 497 bin lira kalıyor. İki köprünün gelirinden elde edilen 290 milyon 497 bin lira gelir, 3. Köprü’yü yapan firmaya ödenmesi gereken 532 milyon 170 bin liradan 152 milyon 297 bin lira eksik kalıyor.

Tablo ağırlaşarak devam edecek
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, tablonun ağırlaşarak devam edeceğini belirterek, “Aralarında şehir hastanelerinin de bulunduğu yap-işlet-devret projeleri ve alım garantili enerji anlaşmalarına baktığımızda, şu an itibariyle kamu maliyeti içerisinde gösterilmeyen 150 milyar dolarlık bir koşullu hükümlülüğümüz, yani gelecek nesillere bıraktığımız borcumuz var. Ne yazık ki bütçemiz zaten ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor, ihtiyaçlarımızdan kısarak bu yolsuz projelerin ve yolsuz anlaşmaların garantisini ödemek zorunda kalacağız. Geçiş garantisi verildiği için o köprüden kuş bile geçmese de 135 bin aracın hem otoyoldan hem de köprüden geçiş garantisi verildiği için Hazine kuzu kuzu bu parayı ödemek zorunda” diye konuştu.

Bu rakamlarla bütçeden yapılmalıydı
Yap-işlet-devret modeli yerine başka modellerle köprü projesinin hayata geçirilebileceğini, ne çevre konusundaki duyarlılıkların ne de vergi ödeyen insanların bütçe hakkına dikkat edildiği aktaran Ekonomi yazarı Uğur Gürses, şöyle konuştu:

“Bu proje bütçeden yapılabilirdi. Böylece devletin birinci önceliği de kâr etmek değil, buranın vatandaşlar tarafından kullanılması ve ekonomiye kazandırılması olurdu. Madem bütçeden ödeyecektik bu paraları, o zaman bütçeden yapılsaydı.

Vatandaş da daha ucuza kullanabilseydi. Bu modelin kendisi yapılan işi de tahrip ediyor.”

Çokça eleştirilen araç geçişlerine yönelik Hazine garantisinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Gürses, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hazine garantileri araç geçişi dışında, projeler yapıldıktan sonra köprülerin finansmanında da verildi. Dolayısıyla bu da ayrıca ihalesi yapılmış bir işin sözleşmesinin değiştirilmesi demek. Açıkçası, hem hesap verebilirlik, hem şeffaflık, hem çevreye duyarlılık hem de vatandaşların bütçe hakkı açısından elle tutulur tarafı yok bu modelin.”