İş kazası meslek hastalıklarının nedenleri ve önlenmesi için moda deyimle farkındalık yaratılmasına ilişkin kamu spotları yayımlanıyor. Bu kamu spotlarının tamamında iş kazalarının önlenmesi için verilen mesajlar işçiye dönük. Dikkatli ol. Çocuğunu düşün. Güvenlik önlemlerine uy vb.
Bir hafta önce benim de izlediğim bir toplantıda eğitim veren hoca iş kazalarına yönelik mesaj vermek isteseniz ne söylerdiniz diye sordu. Soruya yanıt verenlerin tamamı mesajlarını işçiye dönük verdiler. Baretini tak yaşama bağlan vb.
Aynı toplantıda hoca bu kez bir kolunun iş kazasında kopmuş olsa ve işyerine gelseniz arkadaşlarınıza ne dersiniz diye sordu. Yanıt veren 12 kişiden sadece bir tanesi hariç tamamı, bakın ben ne hale geldim, siz dikkatli olun anlamında bir şeyler söylediler. Sadece bir katılımcı, hakkınızı arayın işverene dava açın diyebildi.
Ürperdim. Hele de yanıt verenlerin mühendislik öğrencileri olduğunu duyduğumda ürpermem korku ve kızgınlığa dönüştü.
Adamlar bu işi başarmışlar. İş kazası ve meslek hastalığını işçinin kişisel yetersizliğine indirgeyen görüş, içselleşmiş, kafalarda yer etmiş. Bu çağ dışı anlayışa göre, işçi sağlığı iş güvenliği alanında her şeyimiz tam. Mevzuat yeterli. Ah bir de şu sakar işçiler olmasa. Bu görüşü savunanların çözümü de basit: İşçiyi eğiteceksin mesele kalmaz. Eğitim için ise sözsel eğitimler değil, görmeye, duymaya, tekrara dayalı aktif eğitimler yapacaksın.
Toplantıyı izlerken yıllar önce benzer eğitim veren bir hocanın söyledikleri geldi aklıma. Hoca, “İşçilere asansördeki aynaların kendilerini seyretmek için yapılmadığını, aynada kendini görmemenin asansörün katta olmadığı anlamına geldiğini, aynada kendini görmeden asansöre binmemek gerektiğini anlatmak gerek” diye adeta haykırıyordu.
Ben de hocaya, halat bakımı yapılmadığı için, aslında yük asansörü olmadığı halde yük asansörü olarak kullanıldığı için düşen asansörün içinde kaza geçiren ve belli kırılan işçileri anımsatmak zorunda kalmıştım.
Bu şekilde kaza geçiren işçinin birisi, belden aşağısı sakat kaldığı için bez bağlanıyordu. İşçi moral olarak da çökmüş, sürekli ben artık erkek bile değilim diyordu.
Bilmem yararı olur mu ama, iş kazaları ve meslek hastalıklarını işçilerin kişisel yetersizliklerine indirgeyen sistemin çağ dışı bir sistem olduğunun altını çizmemiz gerekir. Çünkü:
Tüm bu önlemleri almadan, sistemi güvence üzerine inşa etmeden, işçinin örgütlenme hakkını tanımadan, iş kazası meslek hastalıklarını işçinin kişisel yetersizlikleriyle açıklamak tek kelimeyle insafsızlıktı
Bu konuda kamu spotu üretilecekse uzağa gitmeye gerek yoktur. Ermenek’te işçi söylenebilecek en özlü kamu spotunu söylemiştir: “Yerin altında ölüm riski var, yukarıda ise açlık kesin.”
İşçiyi yerin altındaki ölüm riskini sorup sorgulamadan kabul etmek zorunda bırakan yukarıdaki açlığı çözmeden hiç kimsenin en azından vicdanı olan hiç kimsenin işçi sağlığı iş güvenliği alanında işçiyi suçlamaya hakkı yoktur.
