Türkiye’de mesleki eğitim tartışmalarının odağındaki Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), iş güvenliği açıkları ve çocuk işçi ölümleriyle gündemdeki yerini koruyor. 2016 yılından bu yana “sermayeye güvencesiz çocuk işçi yetiştirme mekanizması” olarak eleştirilen sistemde, bilanço giderek ağırlaşıyor.
Rakamlarla acı tablo: 85 çocuk işçi hayatını kaybetti
MESEM uygulaması, staj adı altında sömürünün Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) eliyle yasallaştığı gerekçesiyle sert eleştirilerin hedefinde. Kayıtlar, sistemin çocuklar için ne kadar tehlikeli olabileceğini gözler önüne seriyor:
Bu tabloya karşı yükselen itirazlar ise sert müdahalelerle karşılaşıyor. Mesleki Eğitim Zirvesi’nde MESEM’leri protesto eden 17 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrenci gözaltına alınırken, 16’sı tutuklandı. Benzer şekilde, Özel Öğretmenler Sendikası’nın düzenlediği eylemde öğretmenler ters kelepçeyle gözaltına alındı. 10 Aralık’ta Kadıköy Süreyya Operası önünde toplanan sendikalar ve gençlik örgütleri, hem ölen çocuklar hem de tutuklu öğrenciler için adalet çağrısını yineledi.
2024 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla hayatını kaybeden çocuk işçi sayısının 85’e ulaştığı Türkiye’de, sistemin iç yüzünü bizzat yaşayan bir çocuk işçi Fikir Gazetesi’ne anlattı.
Demir çelik konstrüksiyon alanında çalışan 17 yaşındaki öğrenci, daha önce sosyal medyada MESEM gerçeğini paylaştığı için soruşturma geçirmesine rağmen yaşadıklarını anlatmaktan geri durmadı.
“Öğretmenler bizi okuldan koparıp oraya itti”
Röportajda öne çıkan en çarpıcı detaylardan biri, eğitimcilerin öğrencileri bu sisteme yönlendirme biçimi oldu. Öğrenci, MESEM’i “devlet ve patronlar eliyle gençleri okuldan koparma projesi” olarak tanımlarken, okul yönetiminin tutumunu şöyle aktardı:
“Okuduğum okulda 9. sınıfın ilk haftasından itibaren öğretmenler devamlı MESEM’i övüyor ve orada olmamızı öğütlüyordu.”
“Korktuğumuz için susuyoruz, normal işçiden çok daha düşüğe çalışıyoruz”
Sermaye ve MESEM ilişkisini “ucuz iş gücü” olarak özetleyen genç işçi, çocukların iş hayatındaki tecrübesizliğinin patronlar tarafından nasıl fırsata çevrildiğini şu sözlerle ifade etti:
Angarya düzeni: Tarladan ev taşıma işine
Öğrencinin aktardığı bilgilere göre, MESEM kapsamındaki öğrenciler mesleki eğitim dışındaki keyfi işlerde de kullanılıyor. Haftanın 6 günü, sabah 08.00’den akşam 18.00’e kadar çalıştığını belirten öğrenci, maruz kaldığı angarya işleri şöyle sıraladı:
“Patronumun tarlasını suladım, evine eşya taşıdım, dükkanı her sabah ve akşam süpürüp silerim, bulaşık yıkarım, depo temizlerim.”
Genç işçi, bu ekstra çalışmalar karşılığında hiçbir ücret almadığını, patronların “en iyisinin” sadece yemek ısmarladığını belirtti. Maaş konusunda ise 9, 10 ve 11. sınıfların 6.500 TL civarında, 12. sınıfların ise asgari ücretin yarısı kadar ücret aldığını, patronların çoğunun devlet katkısı dışında ekstra ödeme yapmadığını ekledi.
“Öğretmenim bir kere bile uğramadı”
Mevzuata göre koordinatör öğretmenlerin işyerlerini denetlemesi zorunluluğu bulunuyor.
Ancak öğrenci, bu denetimlerin kağıt üzerinde kaldığını vurguladı:
Çözüm arayışı ve acı reçete
MESEM’lerdeki ölümlerin ve kazaların önlenmesi için en büyük eksiğin “sendika” olduğunu belirten öğrenci, “Bir sendikamız olsaydı bu kadar iş kazası sonuçsuz kalmazdı, bu kadar arkadaşımız öldürülmezdi” dedi.
Röportaj, genç işçinin sistemin vaatlerini boşa çıkaran şu sözleriyle son buldu:
“Çok çalışmak yoksulluğa çare değildir.”
