Bayramlarda, hayatın çipil gözlü melun çehresi kimlere görünür ya da bayramlarda daha da dirilen kanırtıcı haksızlık, kimlerin yüreğine abanırdı?
Kolay heyecanlanan, çabucak içi sıkılan, hiçbir yere sığamayan, dikkati çocuksu ama her fırsatta tatile çıkan tüketici güruhlarının kitlesel mobilizasyonu dokuz gün boyunca sürerken, birilerine de bir duvarın, yeni bir kabir taşının yanı başında beklemek düştüğünü kimler aklederdi.
Hele mat bir ışığın zamanı duvarlara mıhladığı hastane odalarında donmuş asılı kalmış "anları" kimler sayardı?
Bir mevsim, iki bayramdır lacivert simsiyah kirpikli 14 yaşındaki Berkin, 123 gündür uyanamadığı uykusunda acaba sıcak ve beyaz bir Haziran gününden serin Ekim'in sarı kızıllığına doğru geçen gün yapraklarını kirpikleriyle mi çevirmişti ?
Bilemezdik ama Berkin'in kafasını gaz fişeğiyle parçaladığı gün mezuniyetinde giymek için hazırladığı giysisi hala sahibini beklemekten yorgun bayramlık gibi ambalajında duruyordu.
Ama ne gam! "Milli demokrasi devrimini" geçtiğimiz haftalarda tamamlayan Türkiye, bir Bayramı daha Berkin yine uyurken, kör kameralar meçhul failleri ortalıkta dolaşırken gönlü ferah-geçirecekti.
Fanilik had ve şuurunu yitirmiş, hayatı bir AVM'nin sınırlarına kıstırarak anca idrak edebilen bizlerin "hayır ve şifa duaları" küresel fast food açılışlarına feda olsundu.
Sahte saadet zincirleriyle prangalanmış diyarımızda "medenileşmek" tüketmekle eşleştiğinden Bayramlar da "demokrasi paketi" gibi bir kutu tatlı kredi paketini kapıp yollara düşenlerin "uçucu-geçici haz" zamanlarını imlerdi..
BAYRAM MANEVİYATIMIZ
Bayram güncel maneviyatımız ise 10 yaşında bir çocuğun yere yapışmış bir halde Türkiye Sağlık Bakan'ının ayakkabılarını fırçalamasıyla "abideleşirdi"..
Öyleydi büyük devlet adamlarımız illa Bayram Namazı ve akabinde çocuk yığınlarına boca edilen gıcır banknot görüntülerini verdikten sonra sırra kadem basardı.
43 dolar milyarderimizden birilerinin yatı, beş ya da yedi yıldızlı oteli bilemediniz muhtemelen kıyıları, zeytinlik ve meraları zehirli madencilik dahil ticarileşmeye açılmış "tahsis" cenneti bir beldemizde çocuklarıyla ailecek gözden ırak tatile çıkardı..
Böylece marazi dekolte dedektörlüğü, mumbit ucuz iş gücü üreticisi kadın bedeni ve muhafazakar kapitalizmin zimmetli mülkü kadın varlığı üzerinde yükselen müstehcen ahlakçılık da biraz nefeslenirdi....
O esnada polis şiddetinin bilincini yarıp kaybettiği çocuk Berkin uykusunda kasılarak ama uyanmayarak 123 gündür kaldığı hastane odasında lacivert siyah kirpiklerinin arasından sıcak göz yaşlarını akıtırdı.
Bir başka çocuk; patronunun "Ben ekmek parası verdim ya" diye mahkemede "kanlı-şanlı" meşru müdafaa yaptığı pres makinesinde başı kalan 13 yaşında çocuk işçi Ahmet Yıldız'ın hayatına biçilen paha İstanbul'un lux rezidance "metrekare" fiyatı kadar tutardı..
Mahkeme Ahmet'i hastaneye trafik kazası geçirdi diye götürüp geri dönerek iş yerinde kan izlerini silen "titiz" patronunu 24 taksite böldüğü 30 bin TL hüküm cezasıyla iyice aklar ve paklardı..
Resmi yetkililerin tevekkül tavsiyesine binaen "alın yazısı" ulvi gerekçesiyle tabut teslimi yapılan Ahmet'in ailesi de susar dururdu ..
Ama İstanbul Ümraniyede Gezi Direnişinde üzerine araba sürülerek öldürülen Mehmet Ayvalıtaş'ın annesi kendilerine teklif edilen "bayram harçlığını" reddetmiş ve oğluma,hayatına değer biçmem demişti.. ..
Ne kadar haklıydı ne zamandır bu mahşeri piyasacı tezgahlarında kilo kilo ucuz çocuk canlarını satışa çıkartmış,adalet kırıntısı değer biçilmesine razı gelmiştik biz..
Berkin'in uyandığı gün de bayramdır bizlere....Uyan Berkin...