İbrahim Can Duran. Henüz 16 yaşında demir doğrama atölyesinde çalışan bir çocuk işçiydi. Atölyede üzerine devrilen 2 tonluk demir yığınının altında kalarak yaşamını yitirdi.
Öfkeleniyorsun. Hatta İbrahim’in ölüm haberini okuduğunda daha birkaç gün önce “kutladıkları” çocuk bayramı geliyor aklına. Aynı gün iki çocuk Berkin için pankart açmaktan gözaltına alınıyor. Değil bayram kutlamak, en temel hakları “yaşamak”tan yoksunca büyüyorlar yanı başımızda.
Türkiye’nin, çocuk bayramı olan tek ülke olmasıyla övünüyorlar.
Hatırlarsınız, 13 yaşındaki Ahmet’i… Adana’da kaçak olarak çalıştırıldığı işyerinde pres makinesine sıkışarak yaşamını kaybetmişti. Orhan… Diyarbakır’da çalıştığı inşaatın 7. katından düşerek ölmüştü. 6 yaşındaki Yücel… Kağıt toplarken bir kamyonetin altında kalarak can vermişti. Ne Ahmet ne Orhan ne de Yücel başka bir dünyayı göremeyecekler. Çünkü artık biz kocaman bir ara eleman ülkesiydik öyle değil mi?*
Sonra fotoğrafa biraz daha yakından bakıyorsun. Çocuk işçilerin hepsi emeğin yoğunlaştığı sektörlerde özellikle kayıt dışı istihdamın bir parçası haline getirilmişler. Bir eğitim politikası olsaydı eğer…
***
Elbette bir eğitim politikası var. Bugün Türkiye’de AKP eliyle getirilen eğitim politikasının adı 4+4+4 yasası. Bu yasayla eğitim gericileştirildiği gibi bir de çocukların ucuz emek gücü olarak kullanılmasının önü açılmıştır. Artık zorunlu eğitim yaşı 6-13 aralığına çekilmiş, böylece zorunlu eğitimin bittiği 13 yaş ile çocuk işçiliğinin yoğunlaştığı 13 yaş arasında bir paralellik sağlanmıştır. Ortaya muazzam bir sayıda ( yaklaşık olarak 8 milyon çocuğu ilgilendiren bir durum ortaya çıkmaktadır) ucuz ve ücretsiz iş gücü çıkmıştır. Yani toplumda çocuk olmak, yaş küçüklüğü sermayenin gözü dönmüşlüğü karşısında bir geçerliliğe sahip değildir. Gerekirse çocuk işçilere uygun iş araçları geliştirmeye kadar varan bir üretim sistemi ortaya çıkmıştır.
Ama işin asıl korkunç yanı çocuklarımızın hayatlarını umursamayan ve çocuk işçiliğinin önündeki engelleri bir bir kaldıran Çocuk ve Gençlerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik’te yapılan değişiklikle başlamıştır. AKP’nin buradaki muradı çocuk işçiliğini bir adım daha öteye taşıyarak, bu kavrama yasal bir kılıf giydirip sermaye çarkının dönmesine vesile olmaktır. Bu düzenlemeyle 16 yaşından gün alan çocukların, ağır ve tehlikeli iş statüsüne giren ‘kiremit, tuğla, ateş tuğlası, boru, künk ve benzeri inşaat malzemesi imalatında, parafinden ve plastikten eşya imalatında, kâğıt ve selüloz üretiminde, mürekkep ve mürekkep ihtiva eden malzeme imalatında’ çalıştırılması uygun görülmüştür. Giderek daha esnek ve daha kuralsız hale gelen, sömürü derecesinin arttığı, emek maliyetlerin düşürüldüğü bir havuza atılıyor çocuklarımız. 16 yaşındaki İbrahim’in faili, onun çocuk bedeni üzerinden, sermaye çarklarının serbestçe döndüğü bir cennete ulaşmak için duaya çıkanlardır.
***
23 Nisan vesilesiyle DİSK-AR’ın Türkiye’deki çocuk işçi rakamlarını açıkladığı araştırmadan da gördüğümüz üzere; bugün ülkede 8 milyondan fazla çocuk işçi var ve bu çocuk işçilerin büyük kısmı giderek daha ağır işlerde kullanılmaya başlıyor. Bu açıdan önümüzdeki birkaç gün sonra 1 Mayıs için alanlara çıktığımızda “sınıf” bitti diyenlere inat, AKP iktidarının yıkıma uğrattığı ve bu yıkımdan ötürü toplumun her kesiminden insanın mevcut düzenden hoşnutsuzluğunun giderek arttığı bir zamanda bir de “çocuk işçi”ler için haykıracağız. Orada burada “ekonomi tıkırında gidiyor, dünyada devleşiyoruz” diye attıkları hamasi nutuklarına karşılık, “evet İbrahim’in, Ahmet’in, Yücel’in ve daha nice ölü çocuk işçinin bedenleri üzerinde devleşiyorsunuz” diyeceğiz.
Çocuklarımızın işçi olmadığı, sadece “çocuk” olduğu yeni bir Türkiye ancak sınıfın kararlı duruşu ve direnişiyle örülecektir.
*Çakıroğlu Vakfı’nca düzenlenen iftar yemeğine katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın sözleri : “Ara teknik eleman ülkesiyiz biz.”